Fare Doğuran Dağ Masalı

Fare Doğuran Dağ Masalı Dağdan Çıkan Fare Hikayesi

Uzak dağların arasında, yemyeşil tarlalarla çevrili küçük ve huzurlu bir köy vardı. Köyün hemen karşısında ise tepesi bulutlara kadar uzanan kocaman bir dağ yükselirdi. Köylüler bu dağa Gökdağ derdi.

Gökdağ yıllardır sessizdi. İlkbaharda eteklerinde rengarenk çiçekler açar, yazın kuşlar kayalıkların arasında yuva kurar, kış geldiğinde ise tepesi bembeyaz karlarla kaplanırdı.

Köyde yaşayan Defne adındaki meraklı bir çocuk, hemen her sabah evlerinin penceresinden Gökdağ'a bakardı.

Bir sabah kahvaltısını yaparken dağın tarafından çok güçlü bir ses duyuldu.

- Güüümmm!

Masanın üzerindeki bardaklar hafifçe titredi.

Defne hemen pencereye koştu.

- Anne, dağdan bir ses geldi! dedi.

Annesi de pencerenin yanına gelerek dağa baktı.

- Ben de duydum. Herhalde yukarıdan birkaç kaya yuvarlandı.

Fakat birkaç dakika sonra aynı ses yeniden duyuldu.

- Gırrrr... Gümmm!

Bu kez köydeki herkes evinden dışarı çıkmaya başladı.

Fırıncı Tahir Usta, elindeki unlu bezi önlüğüne sıkıştırarak meydana koştu.

- Bu normal bir ses değil! dedi heyecanla. - Dağın içinde çok büyük bir şey oluyor.

Köyün en meraklı insanlarından Nuri Amca gözlerini dağa dikti.

- Belki yıllardır kapalı duran gizli bir mağara açılıyordur.

Bunu duyan başka biri hemen söze karıştı:

- Mağaraysa içinde hazine de vardır!

Bir başkası daha büyük bir tahminde bulundu.

- Bence dağın altında eski bir saray var. Şimdi kapıları açılıyor.

Defne bütün konuşmaları dikkatle dinliyordu.

Bir süre sonra ortada hiç kimsenin görmediği hazinelerden, altın sandıklarından ve gizli saraylardan söz edilmeye başlandı.

Köyün çocukları da yetişkinlerden geri kalmadı.

- Belki içeride bir dev yaşıyordur! dedi çocuklardan biri.

- Devden daha büyük bir şey olabilir, dedi arkadaşı. - Belki kocaman bir ejderhadır!

Defne gülerek başını salladı.

- Daha ne olduğunu bile bilmiyoruz. Neden hemen ejderha olduğuna karar verdiniz?

Çocuklardan biri dağı gösterdi.

- Ama sesi duymuyor musun? Bu kadar büyük bir sesten küçücük bir şey çıkacak değil ya!

Defne cevap vermedi. O da merak ediyordu fakat görmeden karar vermek istemiyordu.

Öğleye doğru köy meydanı iyice kalabalıklaştı.

Kimileri sandalye getirmiş, kimileri dürbününü yanına almıştı. Tahir Usta ise bekleyenlerin acıkacağını düşünüp sıcak çöreklerini meydana taşımıştı.

- Dağın sırrını beklerken sıcak çörek isteyen var mı? diye seslendi.

Herkes gözünü Gökdağ'dan ayırmadan bekliyordu.

Birden dağın yamacından yeni bir ses yükseldi.

- Gırrrrr...

Kayaların arasından birkaç küçük taş aşağı yuvarlandı.

Ardından çok daha güçlü bir gürültü duyuldu.

- GÜÜÜMMM!

Köylüler birkaç adım geriye çekildi.

- İşte geliyor! diye bağırdı Nuri Amca.

- Hazine çıkacak! dedi biri.

- Saray ortaya çıkacak! dedi başka biri.

Çocuklardan biri heyecanla:

- Ejderhaya bakın! diye bağırdı.

Fakat henüz ortada ejderha falan yoktu.

Dağın eteğindeki iki kayanın arasında ince bir çatlak belirmişti.

Herkes nefesini tutarak oraya baktı.

Önce çatlağın arasından iki küçük kulak göründü.

Ardından minicik pembe bir burun uzandı.

Sonra incecik bıyıklar ortaya çıktı.

Bir saniye sonra küçücük gri bir fare, kayaların arasından dışarı çıktı.

Fare durdu ve önündeki kalabalığa baktı.

Köylüler de şaşkınlıkla fareye bakıyordu.

Kimse tek kelime söylemedi.

Küçük fare başını sağa çevirdi.

Sonra sola çevirdi.

Burnunu birkaç kez oynattı.

- Cik!

Meydandaki sessizliği ilk bozan Defne oldu.

- Hepsi bu mu? diye sordu gülümseyerek.

Nuri Amca şaşkınlıkla dağa baktı.

- Peki hazine nerede?

Tahir Usta kahkahayı bastı.

- Hazineyi dağ mı söyledi sana?

Nuri Amca biraz düşündü.

- Hayır.

- Sarayı da dağ söylemedi, dedi Defne.

Çocuklardan biri arkadaşına baktı.

- Ejderhayı da biz söyledik.

Defne başını salladı.

- Dağ sadece gürültü çıkardı. Geri kalan her şeyi biz hayal ettik.

O sırada küçük fare, Tahir Usta'nın sepetinden yere düşmüş minicik bir çörek parçasını fark etti.

Hızla kırıntının yanına koştu, onu ön patilerinin arasına aldı ve yemeye başladı.

Köylüler fareyi izlerken önce birbirlerine, sonra da kocaman dağa baktılar.

Sabah boyunca hazinelerden, devlerden ve ejderhalardan söz etmişlerdi.

Oysa bütün bu büyük beklentinin sonunda karşılarına küçücük bir fare çıkmıştı.

Tahir Usta gülümseyerek:

- Koca dağ sabahtan beri ortalığı ayağa kaldırdı, sonunda fare çıktı.

Defne:

- Belki de asıl ders bu, dedi. - Çok büyük bir gürültü duyunca hemen çok büyük bir sonuç beklememek gerekiyor.

Nuri Amca gülerek başını salladı.

- Haklısın. Dağdan çok bizim anlattıklarımız büyüdü.

Küçük fare çörek kırıntısını ağzına aldı ve geldiği kayalıklara doğru koşmaya başladı.

Defne arkasından seslendi:

- Güle güle küçük dostum! Bugün bize büyük bir ders verdin.

Fare bir an durup arkasına baktı.

Sonra:

- Cik!

deyip kayaların arasındaki yuvasına girdi.

O günden sonra köyde biri yapacağı bir işi olduğundan çok daha büyük anlatmaya başladığında insanlar hemen o günü hatırlardı.

- Önce sonucu görelim, derlerdi. - Sonra ne kadar büyük olduğuna karar veririz.

Defne ise her sabah penceresinden Gökdağ'a bakmaya devam etti.

Artık dağın sessiz görüntüsü ona önemli bir şeyi hatırlatıyordu:

Büyük sözler her zaman büyük sonuçlar getirmez. Bir şeyi görmeden, öğrenmeden ve anlamadan onun hakkında kesin karar vermemek gerekir.

Fare Doğuran Dağ Masalının Ana Fikri

Fare Doğuran Dağ Masalı, büyük beklentilerin her zaman büyük sonuçlarla karşılanmayabileceğini anlatır. İnsanlar bazen duydukları bir sözü veya gördükleri küçük bir olayı kendi hayalleriyle büyütebilir. Gerçeği öğrenmeden yapılan tahminler ise sonunda hayal kırıklığına dönüşebilir.

Masalda köylüler yalnızca dağın çıkardığı gürültüyü duyar. Ancak kısa süre içinde ortada hiçbir kanıt olmadığı hâlde hazine, saray, dev ve ejderha gibi şeylerden söz etmeye başlarlar. Sonunda kayaların arasından küçücük bir farenin çıkması, onların beklentileri ne kadar büyüttüklerini fark etmelerini sağlar.

Dağ Fare Doğurdu Ne Demek?

Dağ fare doğurdu sözü, çok büyük beklenti oluşturan veya uzun süre abartılarak anlatılan bir olayın sonunda oldukça küçük ve sıradan bir sonuç ortaya çıkması durumunda kullanılır.

Bir kişinin yapacağı işi günlerce çok büyük bir başarı gibi anlatması fakat sonunda beklenenden çok daha küçük bir sonuç ortaya koyması buna örnek gösterilebilir.

Fare Doğuran Dağ Masalı Hakkında Bilgi

Masalın Adı: Fare Doğuran Dağ Masalı

Türü: Fabl ve eğitici çocuk masalı

Esin Kaynağı: Jean de La Fontaine'in Fare Doğuran Dağ fablı

Ana Tema: Büyük beklentiler, abartı, sabır ve gerçeği görmeden karar vermemek

Ana Fikir: Çok büyük sözler ve gösterişli beklentiler her zaman büyük sonuçlar doğurmaz.

Çocuklara Verdiği Mesaj: Duyduğumuz her söze hemen inanmamalı, bir olayın gerçeğini öğrenmeden kesin yargıya varmamalı ve insanların sözlerinden çok yaptıkları işlere bakmalıyız.

MasalPu İçerik Sahibi ve Editörü: Atiye Doğan