Karınca ve Fil Masalı

Geniş yapraklı ağaçların, serin derelerin ve yumuşak patikaların bulunduğu büyük bir ormanda güçlü bir Fil yaşarmış. Fil koca gövdesiyle ağır dalları kaldırır, dev taşları iter, zor durumda kalan hayvanlara yardım edermiş.
Fakat Fil'in bir huyu varmış. Gücüne çok güvenir, her sorunun kuvvetle çözüleceğini sanırmış.
Bir gün orman meydanında yüksek sesle konuşmuş:
— Ormanda en önemli şey güçtür. Güçlü olan her işi başarır.
O sırada yerde küçük adımlarla yürüyen Karınca bu sözü duymuş. Karınca minicikmiş ama çok dikkatliymiş. Toprağın çatlağını, yaprağın yönünü, suyun akışını hemen fark edermiş.
Fil'in sözüne kızmamış. Sadece başını kaldırıp sakin sakin bakmış.
— Güç değerlidir, demiş. Ama güç, doğru düşünceyle birleşirse daha güzel işler başarır.
Fil hafifçe gülmüş.
— Sen küçücük halinle bana güçten mi söz ediyorsun Karınca?
Karınca alınmamış.
— Hayır Fil. Ben sana gücünü nasıl daha iyi kullanacağını göstermek isterim.
Fil buna pek inanmamış ama cevap da vermemiş.
O gün ormanda güzel bir haber yayılmış. Nehrin karşı kıyısındaki alanda kırmızı meyveler olgunlaşmış. Tavşan, Kaplumbağa, kuşlar ve diğer hayvanlar meyveleri toplamak için yola çıkmış.
Fakat karşı kıyıya ulaşmak kolay değilmiş. Nehrin üzerinde köprü yokmuş. Sadece suyun içinden karşıya uzanan geniş taşlar varmış. Hayvanlar bu taşların üstüne basarak geçermiş.
Küçük hayvanlar için bu taş geçit güvenliymiş ama Fil için tehlikeliymiş. Çünkü bazı taşların arası açık, bazıları da su yüzünden kayganmış.
Tavşan hızlıca zıplayarak ilk taşın üstüne çıkmış.
— Ben geçerim, demiş. Ama Fil nasıl geçecek?
Kaplumbağa ağır ağır taşlara bakmış.
— Acele eden kayar, demiş. Bu geçit dikkat ister.
Fil öne çıkmış.
— Ben güçlüyüm. Taşlar beni taşır.
İlk adımını atmış. Büyük ayağı taşın üstüne basınca taş yerinden oynamış. Su şapırdamış. Fil hemen durmak zorunda kalmış.
Şlap!
Tavşan korkuyla geri sıçramış.
— Dikkat et Fil! Taş kayıyor!
Fil ikinci adımı atmaya çalışmış ama önündeki taş uzaktaymış. Nehrin suyu hızlı akıyor, taşların arası da Fil'in adımını zorlaştırıyormuş.
Fil üzülmüş.
— Ben en ağır kütükleri taşırım, en sert dalları kırarım. Ama şu taş geçitten geçemiyorum.
Hayvanlar sessizleşmiş. Fil ilk kez gücünün her şeye yetmediğini anlamaya başlamış.
Tam o sırada Karınca taşların yanına gelmiş. Önce suyun akışına bakmış. Sonra taşların dizilişini incelemiş. Kıyıdaki uzun sazlara, kuru dallara ve geniş yapraklara dikkatle bakmış.
— Buradan geçebiliriz, demiş. Ama Fil'in tek başına gücüne güvenerek değil, birlikte akıl yürüterek.
Fil merakla sormuş:
— Ne yapacağız?
Karınca sakin sakin anlatmış:
— Taşların arasına yön çizgisi yapacağız. Fil hangi taşa basacağını görecek. Kaygan taşların üstünü geniş yapraklarla örteceğiz. Tavşan hızlı gidip sağlam taşları işaretleyecek. Kaplumbağa da yavaş ama güvenli adımlarıyla taşların dengesini kontrol edecek.
Tavşan kulaklarını dikmiş.
— Ben hızlıyım. Sağlam taşları bulurum.
Kaplumbağa başını sallamış.
— Ben de acele etmem. Hangi taşın oynadığını anlarım.
Kuşlar yukarıdan bakıp suyun en sakin aktığı yeri göstermiş. Tavşan taşların üstünden zıplayarak güvenli noktaları bulmuş. Kaplumbağa tek tek basıp gevşek taşları ayırmış. Karınca ise kıyıdaki küçük çakılları ve yaprakları düzenleyerek Fil'e bir yol çizmiş.
Fil bütün bu çalışmayı sessizce izlemiş. Bu kez kimseye gülmemiş. Çünkü herkesin yaptığı iş küçük görünse de, yol yavaş yavaş anlaşılır hale geliyormuş.
Karınca Fil'in yanına gelmiş.
— Şimdi geçebilirsin. Ama hızlı değil. Her adımda önce bak, sonra bas.
Fil derin bir nefes almış.
— Bu kez seni dinleyeceğim Karınca.
İlk taşın üstüne dikkatle basmış. Taş biraz sallanmış ama devrilmemiş.
Karınca seslenmiş:
— Dur. Şimdi sağındaki geniş taşa bas.
Fil sağındaki taşa basmış. Tavşan önden bağırmış:
— O taş sağlam! Devam et!
Kaplumbağa suyun kenarından yavaşça konuşmuş:
— Acele etme Fil. Güçlü ayak, sakin basarsa yolu bozmaz.
Fil bir adım daha atmış. Sonra bir adım daha. Su ayaklarının yanından akmış ama Fil paniklememiş. Karınca'nın çizdiği yolu takip etmiş.
Son taş biraz kayganmış. Fil tam basacakken Karınca bağırmış:
— Dur! O taşın üstünde su var. Önce yaprak serelim.
Kuşlar geniş yaprakları getirmiş. Tavşan yaprakları taşın üstüne yerleştirmiş. Kaplumbağa ağır kabuğuyla yaprakların kaymadığını kontrol etmiş.
Fil son adımı da atmış ve karşı kıyıya ulaşmış.
Bütün hayvanlar sevinçle bağırmış. Tavşan zıplamış, kuşlar dönerek uçmuş, Kaplumbağa gülümsemiş. Fil ise hemen Karınca'nın yanına eğilmiş.
— Bugün önemli bir şey öğrendim, demiş. Gücüm büyük olabilir ama tek başına yetmedi. Senin zekân, Tavşan'ın hızı, Kaplumbağa'nın sabrı ve kuşların yardımı olmasaydı bu geçitten geçemezdim.
Karınca gülümsemiş.
— Güç yanlış değildir Fil. Ama güç, akıl ve iş birliğiyle birleşirse gerçek fayda sağlar.
Fil başını saygıyla eğmiş.
— Bundan sonra yalnız gücümle övünmeyeceğim. Küçük görünen fikirleri de dinleyeceğim.
Hayvanlar karşı kıyıdaki meyveleri birlikte toplamış. Fil yüksek dallardaki meyveleri indirmiş. Tavşan hızlıca sepetlere taşımış. Kaplumbağa ezilmesinler diye meyveleri düzgünce dizmiş. Karınca da herkesin payının adil olmasına dikkat etmiş.
Akşam olduğunda bütün hayvanlar aynı taş geçitten sırayla geri dönmüş. Fil bu kez hiç acele etmemiş. Her adımda önce bakmış, sonra basmış. Köye vardıklarında ormandaki herkes olanları dinlemiş.
O günden sonra Fil, bir sorun çıktığında hemen gücünü göstermeye çalışmazmış. Önce Karınca'ya sorar, Tavşan'ın hızından yararlanır, Kaplumbağa'nın sabrını örnek alırmış.
Karınca da küçüklüğünden hiç utanmazmış. Çünkü o gün bütün orman anlamış: Küçük bir beden, büyük bir akıl taşıyabilir.
Bu masalı dinleyen çocuklar da şunu öğrenmiş: Güç tek başına her yolu açmaz. Zekâ, sabır ve iş birliği bir araya gelince en zor geçit bile aşılır.
Gökten üç elma düşmüş; biri sadece güçlü olmanın yetmediğini anlayan Fil'in payına, biri zekâsıyla yolu gösteren Karınca'nın payına, biri de bu masalı dinleyip birlikte çalışmanın değerini öğrenen çocukların payına düşmüş.
O günden sonra ormanda nehrin taş geçidinden geçen her hayvan aynı sözü hatırlarmış: Büyük güç, küçük aklın gösterdiği doğru yolda daha güvenli ilerler.
