Fili Saklayan Fare

Piko sabah yuvasından çıkar çıkmaz en yakın arkadaşı Momo'yu buldu. Koca fil, eski meşe ağacının yanında yapraklarla oynuyordu.
- Momo, yeni bir oyun buldum!
Momo kulaklarını salladı.
- Sen böyle söylediğinde başımıza genellikle bir şey geliyor.
- Bu kez gelmeyecek.
Piko küçücük ve hızlıydı. Momo ise iri, güçlü ve ağırdı. Görünüşleri birbirine hiç benzemese de ormanın en iyi iki arkadaşıydılar.
Birlikte ormanın kuzeyindeki eski meşe ağacına gittiler. Ağacın kalın dalında büyük, bakır renkli Sabah Çanı asılıydı. Baykuş Luma her sabah bu çanı çalar, ormandaki hayvanları uyandırırdı.
Luma onları görünce seslendi.
- Dereye kadar gidiyorum. Burada oynayabilirsiniz ama çana dokunmayın.
- Merak etme Luma. Çok dikkatli olacağız.
Luma uzaklaşınca Piko yerde bir kozalak buldu.
- Şu iki taş kale olsun. Kozalağı arasından geçiren kazanır.
- Hortum kullanabilir miyim?
- Hayır!
Momo ayağıyla kozalağa vurdu. Kozalak bir köke çarpıp başka yöne yuvarlandı.
- Kaçıyor!
Piko hızla peşinden koştu. Bir anda Momo'nun önüne çıkınca koca fil ona basmamak için yana sıçradı.
Ayağı bir köke takıldı, hortumu da Sabah Çanı'nın ipine dolandı.
- Dikkat!
Çan güçlü bir sesle sallandı.
- Tııınnn!
Ardından çanı tutan eski parça çatladı ve çan yumuşak yosunların üzerine düştü.
Momo'nun kulakları aşağı sarktı.
- Luma özellikle çana dokunmayın demişti.
- Ama bu bir kazaydı.
- Yine de kızacak.
Uzaklardan hayvanların sesleri geliyordu. Vakitsiz çanı duyan herkes meşe ağacına doğru yaklaşıyordu.
Momo endişeyle Piko'ya baktı.
- Şimdi ne yapacağım?
Piko iki patisini beline koydu.
- Seni saklayacağım.
Momo şaşkınlıkla gözlerini açtı.
- Piko, ben filim.
- Biliyorum.
- Büyük bir filim.
- Onu da biliyorum. Hadi gel.
Piko onu yüksek eğrelti otlarının arkasına götürdü. Momo saklandı ama kocaman kulakları yukarıdan görünüyordu.
- Kulaklarını indir.
Momo kulaklarını indirdi. Bu kez hortumu dışarıda kaldı.
- Hortumu da sakla.
Momo hortumunu kıvırınca kuyruğu göründü.
Piko başını salladı.
- Sen gerçekten saklanması zor bir arkadaşsın.
- Fil olduğumu söylemiştim.
Piko pes etmedi. Yerden büyük yapraklar topladı ve Momo'nun üzerine koydu.
- Şimdi kocaman bir çalıya benziyorsun.
- Dört ayaklı ve hortumlu bir çalıya mı?
- Ayrıntılara takılma.
Tam o sırada kuru bir yaprak Momo'nun burnunu kaşındırdı.
- Piko...
- Sakın hapşırma!
- HAPŞUUU!
Bütün yapraklar havaya savruldu. Bir tanesi Piko'nun başına düştü.
Momo gülmemek için kendini zor tuttu.
- Plan nasıl gidiyor?
- Bu kısmı unutalım.
Piko yeniden saklanacak yer ararken yerde duran çana baktı. Birden durdu.
- Momo, galiba yanlış şeyi yapıyoruz.
- Ne demek istiyorsun?
- Seni saklasam bile çan yine burada olacak. Luma yine ne olduğunu soracak.
Momo sessizleşti.
- Yani beni değil, yaptığımız hatayı saklıyoruz.
- Evet.
Momo başını eğdi.
- Doğruyu söylersem Luma kızabilir.
- Kızabilir.
- Pek moral vermiyorsun.
Piko gülümsedi.
- Ama yanında olacağım.
Momo'nun kulakları biraz yükseldi.
- Gerçekten mi?
- Elbette. Arkadaşlar sadece oyun oynarken yan yana durmaz.
Biraz sonra Baykuş Luma ve diğer hayvanlar geldi.
Luma yerde duran çanı görünce şaşırdı.
- Burada ne oldu?
Momo önce sustu. Sonra Piko'nun yanında olduğunu görünce derin bir nefes aldı.
- Ben düşürdüm. Piko'yla oynarken ona basmamak için yana çekildim. Hortumum ipe takıldı ve çanı tutan parça kırıldı.
Piko da öne çıktı.
- Ben de Momo'yu saklamaya çalıştım. Doğruyu hemen söylememiz gerekiyordu.
Luma çanı dikkatlice inceledi.
- Çan sağlam. Yalnızca eski bağlantısı kırılmış.
Momo rahat bir nefes aldı.
- Bana kızdın mı?
- Dikkatsiz davrandığınız için kızdım. Ama gerçeği söylediğiniz için sevindim. Şimdi ne yapacağınızı biliyor musunuz?
Piko ile Momo birbirine baktı.
- Çanı düzelteceğiz.
Kunduz yeni bir tahta parçası getirdi. Kuşlar ipi dala taşıdı. Momo çanı hortumuyla kaldırırken Piko yukarıdan yön gösterdi.
- Biraz sola.
- Böyle mi?
- Bir fare boyu daha.
- Fare boyu diye ölçü yok.
- Artık var.
Çevredeki hayvanlar gülmeye başladı.
Kısa süre sonra Sabah Çanı yeniden yerine asıldı.
Piko ipi hafifçe çekti.
- Tııınnn...
Çanın sıcak sesi yeniden ormana yayıldı.
Akşam eve dönerlerken Piko, Momo'nun sırtına oturmuştu.
- Piko, beni gerçekten saklayabileceğini düşünmüş müydün?
- Kesinlikle.
- Kulaklarım görünüyordu.
- Küçük bir ayrıntı.
- Yaprakların altında hapşırdım.
- Beklenmedik bir sorun.
Momo kahkahaya boğuldu.
- Yani beni saklayamadın.
Piko bir an düşündü.
- Galiba iyi ki saklayamadım.
- Neden?
- Çünkü gerçek dostluk, arkadaşının hatasını saklamak değilmiş. Doğruyu söylerken onun yanında durmakmış.
Momo gülümsedi.
- Bunu sevdim.
Piko da güldü.
- Ama bir dahaki sefere seni saklamak için daha büyük yapraklar bulacağım.
Momo'nun kahkahası bütün ormanda yankılandı.
O günden sonra iki arkadaş bir hata yaptıklarında saklanmak yerine doğruyu söylemeyi seçti. Çünkü bir yanlış gizlendikçe büyüyebilir, dürüstçe anlatıldığında ise onu düzeltmenin bir yolu mutlaka bulunabilirdi.
