Fare ve Kilitli Kutu Masalı

Fare ve Kilitli Kutu Masalı Oku

Bir varmış, bir yokmuş. Büyük bir ormanın kıyısında Nori adında minik bir fare yaşarmış. Nori küçücükmüş ama gözleri çok dikkatli, kulakları da çok iyi işitirmiş.

Diğer fareler kırıntı peşinde koşarken Nori yaprakların sesini, toprağın kokusunu, rüzgarın fısıltısını dinlermiş. Çünkü ona göre ormanda her şey bir şey anlatırmış.

Bir sabah Nori, ceviz ağacının altında parlak mavi bir kutu görmüş. Kutu avucu kadar küçükmüş. Üstünde altın renkli çizgiler, kapağında da minicik bir kilit varmış.

Nori kutuya yaklaşmış.

— Merhaba küçük kutu, demiş. Burada tek başına ne arıyorsun?

Kutu cevap vermemiş. Sadece içinden çok hafif bir ses gelmiş.

Tık... tık...

Nori şaşırmış. Kutuyu çekmiş, itmiş, çevirmiş. Ama kapak açılmamış.

O sırada Duru adında bir tavşan zıplayarak yanına gelmiş.

— Ne buldun Nori?

— Kilitli bir kutu. Ama açılmıyor.

Duru arka ayaklarıyla yere vurmuş.

— Ben hızlı zıplarım. Belki kutu da hızlı açılır.

Tavşan kutunun etrafında zıp zıp dönmüş. Kutu yine açılmamış.

Az sonra Tombik kirpi gelmiş. Burnunu kaldırıp kutuya bakmış.

— Ben dikenlerimle hafifçe dürterim. Belki kilit pes eder.

Nori hemen önüne geçmiş.

— Dur Tombik. Kutuyu incitmeyelim. İçinde kırılacak bir şey olabilir.

Kirpi başını sallamış.

— Haklısın. Bazı şeyler zorlanınca değil, anlaşılınca açılır.

Bir süre sonra yaşlı kaplumbağa Pati, yavaş yavaş yanlarına gelmiş. Kutunun üstündeki çizgilere bakmış.

— Bu sıradan bir kutuya benzemiyor, demiş. Belki de anahtarı demirden değildir.

Nori'nin kulakları dikilmiş.

— Demirden değilse neyden?

Pati gülümsemiş.

— Sabırdan. Dikkatten. Biraz da sessizlikten.

Tavşan ve kirpi birbirine bakmış. Nori kutunun yanına oturmuş. Bu kez kapağı çekmemiş. Kilidi zorlamamış. Sadece dinlemiş.

Orman sessizleşmiş.

Önce yapraklardan bir ses gelmiş.

Hışır...

Sonra uzaktaki dereden ince bir damla sesi duyulmuş.

Pıt...

En son kutunun içinden küçük bir ses çıkmış.

Tık...

Nori gözlerini büyütmüş.

— Hışır, pıt, tık... diye fısıldamış.

Kilit hafifçe parlamış ama açılmamış.

Nori yeniden dinlemiş. Bu kez acele etmemiş. Yaprağın sesini beklemiş. Derenin damlasını beklemiş. Kutunun tık sesini beklemiş.

Sonra aynı sırayla yavaşça söylemiş:

— Hışır... pıt... tık...

Kilitten minicik bir ışık çıkmış.

Çıt.

Kutu açılmış.

Duru sevinçle zıplamış.

— Açıldı! Nori başardı!

Tombik kirpi gülmüş.

— Hem de vurmadan, kırmadan, bağırmadan.

Nori kapağı yavaşça kaldırmış. Kutunun içinde altın yokmuş. Mücevher yokmuş. Parlak taşlar da yokmuş.

Kutunun içinde üç minik tohum ve incecik bir not varmış.

Nori notu dikkatle okumuş:

"Bu kutu, sabırla dinleyen kalpler için saklandı. Tohumları iyilikle ekersen, orman daha güzel olur."

Nori gülümsemiş.

— Demek kutunun hediyesi altın değilmiş. İyilikmiş.

Üç arkadaş tohumları almış. Birini kuruyan küçük çiçeğin yanına ekmişler. Birini kuşların su içtiği taşın kenarına ekmişler. Sonuncusunu da ormanın herkesin geçtiği yoluna bırakmışlar.

Akşam olunca tohumların ekildiği yerlerden yumuşak ışıklar yükselmiş. Kuruyan çiçek başını kaldırmış. Kuşların taşı mis gibi serin suyla dolmuş. Orman yolunda ise minik beyaz çiçekler açmış.

Duru tavşan hayranlıkla bakmış.

— Nori, sen kutuyu açtın ama aslında ormanın kalbini de açtın.

Nori utanmış.

— Ben sadece dinledim.

Yaşlı kaplumbağa Pati yavaşça konuşmuş:

— İşte bazen en büyük akıl budur. Herkes çözmek için acele eder. Akıllı olan önce durur, bakar ve dinler.

O günden sonra ormanda ne zaman zor bir iş çıksa hayvanlar hemen acele etmezmiş. Önce durur, sonra bakar, sonra dinler, en son düşünerek denerlermiş.

Duru tavşan artık her sorunu zıplayarak çözmeye çalışmazmış. Tombik kirpi dikenlerini kullanmadan önce düşünürmüş. Yaşlı kaplumbağa Pati ise her seferinde gülümseyip Nori'yi gösterirmiş.

— Gördünüz mü? dermiş. Küçük olmak, akıllı olmaya engel değildir.

Nori de mavi kutuyu meşe ağacının altında saklamış. Ne zaman biri bir kapıyı zorla açmaya çalışsa, kutunun yanına götürürmüş.

— Önce bak, sonra dinle, sonra düşün, dermiş. Acele eden kilidi göremez. Sabreden ise anahtarı bulur.

Ormandaki hayvanlar bu sözü hiç unutmamış. Çünkü o gün hepsi önemli bir ders öğrenmiş:

Çünkü bazı kilitler güçle değil, mantıkla açılırmış.

Gece olunca ay, meşe ağacının dallarına yumuşacık bir ışık sermiş. Duru yuvasına dönmüş. Tombik yaprakların arasına kıvrılmış. Pati gözlerini kapatmış. Nori de küçük evine girip yatağına uzanmış.

Uyumadan önce mavi kutuyu düşünmüş. Kutunun içindeki tohumları, açılan çiçekleri, serin suyu ve mutlu dostlarını hatırlamış.

— İyi ki seni kırmaya çalışmadım küçük kutu, diye fısıldamış. İyi ki önce dinledim.

Sonra gözlerini kapatmış. Rüyasında hışırdayan yaprakları, pıt diye düşen damlaları ve çıt diye açılan küçük bir sırrı görmüş.

Gökten üç elma düşmüş; biri Nori'nin sabırlı ve akıllı kalbine, biri ormanda güç yerine düşünmeyi öğrenen dostlarına, biri de bu masalı dinleyip sorunları sakince çözmeyi öğrenen çocukların payına düşmüş.

Masal burada bitti. Tatlı rüyalar.