Üç Sincap Masalı

Üç Sincap Masalı Oku

Bir varmış bir yokmuş… Gökyüzüne uzanan ağaçların yaprak yaprak fısıldadığı, derelerinin şarkı söylediği büyük bir orman varmış. Bu ormanın tam ortasında, dalları bulutlara değecek kadar yüksek kocaman bir çınar ağacı yaşarmış. Çınarın içindeki oyukta birbirini çok seven üç küçük sincap kalıyormuş: Pofuduk, Çıtırtı ve Fındık.

Pofuduk çok meraklıymış; ormanın her köşesini görmek, yeni şeyler öğrenmek istermiş. Çıtırtı dikkatli ve akıllıymış; her işe başlamadan önce düşünür, plan yaparmış. Fındık ise neşeli mi neşeliymiş; nereye gitse kahkaha, şarkı, oyun götürürmüş. İşte bu üç sincap masalı, onların bir gün yaşadığı unutulmaz bir maceranın hikâyesiymiş.

Bir sabah, güneş dalların arasından altın iplikler gibi süzülürken Pofuduk yuva kapısına sıçramış:

- Bugün ormanın kokusu bambaşka. Bence bugün büyük bir şey olacak!
- Büyük şey derken? Yeni fındıklar mı bulacağız, yoksa yine kayıp yaprak peşine mi düşeceğiz? diye sormuş Çıtırtı.
- Dün gece rüzgar kulağıma “Kasabanın çanları çalacak, orman uyanacak.” diye fısıldadı. Bence ormana yeni bir misafir geliyor, demiş Pofuduk.
- Rüzgarla konuşan sincap! diye gülmüş Fındık. O zaman bugün kesin macera var.

Tam o sırada ormanın derinlerinden ince bir zil sesi duyulmuş. Sesin peşine düşen üç sincap, kısa süre sonra küçük bir açıklığa varmış. Ortada, yosunlu bir taşın üzerinde, içi ışıkla dolu yuvarlak, cam gibi bir küre duruyormuş. Taşın üstüne kazınmış yazıyı okumuşlar:

"Kalpleri aynı anda atan üç dost, Kalp Ormanının sırrını açabilir."

Çıtırtı geri çekilmiş:
- Bence dokunmayalım. İçinde ne olduğunu bilmiyoruz. Belki tuzaktır.
Pofuduk karşı çıkmış:
- Ama bu tam aradığım macera! Böyle bir sırrı görmezden gelirsek yıllarca aklımda kalır.
Fındık ikisinin arasına girip kuyruğunu sallamış:
- Ne kaçalım, ne de düşünmeden atlayalım. Biz üç kişiyiz, üç sincap masalı gibi davranalım. Beraber karar verelim.

Kısa bir sessizlikten sonra Pofuduk patisini küreye koymuş:

- Ben merakım için buradayım.
Çıtırtı onun yanına elini koymuş:
- Ben de aklım için.
Fındık da eklemiş:
- Ben de neşem için. Üçümüz yan yanaysak, bu sır bizden korksun.

Küre bir anda titremiş, içindeki ışık büyüyüp ormana yayılmış. Ağaçlar parlamış, çiçekler sanki yeniden açmış. Sonra içerden ince bir ses duyulmuş:

- Merhaba küçük dostlarım.
- Kim konuşuyor? diye sormuş Çıtırtı.
- Ben Kalp Ormanının sesiyim, demiş ışık. Uzun zamandır uyuyordum. Ama bugün beni uyandıran üç şey oldu: cesaret, akıl ve neşe. Yani siz. Ormanda bir sorun büyüyor.

Fındık kaygıyla sormuş:
- Sorun mu? Ağaçlar mı kuruyor, dereler mi susuyor?
- Hayır, demiş Kalp Ormanı. Bu kez sorun kalplerde. Hayvanlar “Benimki daha çok.” demeye başladı. Paylaşmak ve yardımlaşmak unutuluyor. Eğer böyle devam ederse, ormanın şarkıları susacak. Bugün ormanda “Kalp Günü” ilan ediyorum. Ama bu günü başlatacak olan siz olacaksınız.

Pofuduk heyecanla öne atılmış:
- Ne yapmamız gerekiyor?
- Önce en değerli şeyinizi birbirinizle paylaşın, demiş ışık. Sonra diğerlerine örnek olun. Kalpten çıkan her iyilik bana güç verir.

Üç sincap birbirine bakmış. İlk konuşan Fındık olmuş:
- Benim en değerli şeyim şarkılarım. Bugün yeni melodimi ikinize de öğreteceğim.
Pofuduk gülümsemiş:
- Benim en değerli şeyim keşfettiğim gizli yerler. Ormanın arkasındaki çiçekli tepeyi size göstereceğim.
Çıtırtı başını dikleştirmiş:
- Benim en değerli şeyim fikirlerim. Yuvamız için düşündüğüm planı artık sadece kendime saklamayacağım.

Böylece önce kendi aralarında paylaşmayı başarmışlar. Sonra tavşana, kargalara, kirpilere, kaplumbağalara, hatta huysuz porsuğa kadar bütün ormana haber salmışlar. Her yerde aynı cümleyi söylemişler:

- Paylaştıkça Kalp Ormanının kalbi daha güçlü atar.

Akşam olduğunda, yaşlı çınarın altındaki açıklık dolup taşmış. Yapraklardan büyük bir sofra yapılmış. Ortaya fındıklar, cevizler, meyveler, havuçlar, tohumlar dizilmiş. Kimse "Benimkisi daha güzel." demiyormuş; herkes gülerek "Hepimizin olsun." diyormuş.

O anda rüzgar hafifçe esmiş, yapraklar titremiş. Kalp Ormanının sesi bu kez bütün ağaçlardan aynı anda duyulmuş:

- Küçük dostlarım, bugün beni yeniden uyandırdınız. Üç sincap masalı artık sadece bir hikâye değil; Kalp Ormanının gerçeği oldu. Merak, akıl ve neşe yan yana gelince, en büyük sorun bile küçücük kalır.

Fındık fısıldamış:
- Bugün şunu öğrendim: Paylaşmak, şarkı söylemek gibi. Ne kadar çok kişi eşlik ederse o kadar güzel oluyor.
Çıtırtı gülümsemiş:
- Ben de anladım ki, en iyi plan bile dostlarla paylaşıldığında işe yarıyor.
Pofuduk gökyüzündeki ilk yıldıza bakmış:
- Ben de artık biliyorum ki gerçek macera, yalnız dolaşmak değil; kalbi seninkiyle birlikte atanlarla yürümekmiş.

Gökten üç altın yaprak düşmüş;
Biri Pofuduk’un merak dolu yüreğine,
Biri Çıtırtı’nın akıllı düşüncelerine,
Biri de Fındık’ın hiç bitmeyen neşesine konmuş.

Masal bu ya, ormanın derinliklerinde üç küçük sincap hala birbirine sarılarak yaşıyormuş. Ne zaman biri paylaşmayı unutsa, rüzgar dalların arasında fısıldarmış: "Üç sincap masalı gibi ol; kalbini aç, dostluğunu paylaş."