Parmak Çocuk Masalı

Bir varmış bir yokmuş… Ali dede ile Gül nine’nin parmak kadar küçücük ama yüreği kocaman bir çocukları varmış. Herkes ona Parmak Çocuk dermiş.
Bir sabah Gül nine seslenmiş:
“Parmak Çocuuuk, neredesin yavrum?”
Bardaktan bir ses yükselmiş:
“Buradayım anne! Saklanmıyorum, sadece oturuyorum.”
Ali dede gülmüş:
“Aman dikkat et de yanlışlıkla içmeyeyim seni!”
O sırada çoban telaşla koşup gelmiş.
“Köylüler! Küçük kuzum kayboldu! Kimse bulamıyor!”
Parmak Çocuk hemen elini kaldırmış.
“Ben ararım!”
Gül nine endişeyle bakmış:
“Sen mi? Daha parmak kadar küçüksün.”
Parmak Çocuk gülmüş:
“Küçük olmak engel değil anne. Küçükler en dar yerlere girer, en gizli sesleri duyar.”
O sırada evin kedisi Pati yanlarına gelmiş.
“Miyav!”
Parmak Çocuk Pati’nin sırtına çıkmış.
“Hadi Pati, ormana!”
Ormanın içinde incecik bir ses duyulmuş.
“Meee…”
Parmak Çocuk sevinmiş:
“İşte buldum!”
Küçük kuzu dikenli çalıya sıkışmış. Titreyerek bakmış.
“Meee…”
Parmak Çocuk yaklaşmış:
“Korkma küçük kuzu, seni kurtarmaya geldim.”
Küçük elleriyle dalı çekmiş.
“Hopp! Tamam, özgürsün!”
Kuzu zıplamış, sevgiyle başını Parmak Çocuk’un yanağına sürtmüş.
“Meee!”
Pati gururla miyavlamış:
“Miyavvv!”
Üçü birlikte köye dönmüşler. Çoban görünce sevinçle bağırmış:
“Kuzumu Parmak Çocuk buldu!”
Köylüler alkışlamış. Gül nine Parmak Çocuğu avucuna alıp öpmüş.
“Sen bizim minik kahramanımızsın.”
Parmak Çocuk gülümsemiş:
“Kahramanlık büyük olmakla olmaz anne… Yürek büyükse yeter.”
Gökyüzünde bir yıldız göz kırpmış. Parmak Çocuk esneyip Gül nine'nin avucunda uykuya dalmış. Masal da usulca bitmiş.
