Yıldızlara Yolculuk Masalı

Küçük bir kasabada, dar sokakların arasına saklanmış iki katlı bir ev varmış. Bu evin çatı katındaki odada, gökyüzünü seyretmeyi çok seven bir kız yaşarmış. Adı Defne’ymiş.
Defne her akşam, uyku saati yaklaşınca perdeyi aralar, penceresini açar, başını dışarı uzatırmış. Gökyüzündeki yıldızlara bakıp fısıldarmış:
— Bir gün sizden birine dokunacağım, bekleyin beni…
Annesi odanın kapısından seslenirmiş:
— Defne, haydi kızım, uyku vakti. Yarın okul var.
Defne içini çeker, pencereden ayrılıp yatağına girermiş. Ama gözleri tavandaki gölgelerde dolaşır, aklı hâlâ yıldızlarda kalırmış.
Bir gece, yine aynı şekilde pencereden dışarı bakarken, göğün en parlak yıldızı birden titreyip sanki Defne’ye göz kırpmış. Defne şaşkınlıkla geri çekilmiş:
— Yanlış mı gördüm acaba? diye mırıldanmış.
Tam o sırada odanın içinde minicik bir ışık belirivermiş. Önce bir ateşböceği sanmış, ama ışık büyümüş, yuvarlak bir top hâline gelmiş. Sonra o ışık topunun içinden küçücük bir çocuk sesi duyulmuş:
— Defneee… Beni duyuyor musun?
Defne yatağından doğrulmuş:
— Duyuyorum ama… Sen kimsin? demiş.
Işık yavaş yavaş şekil değiştirmiş. Parlak saçlı, pofuduk kılıklı, yumuşacık görünümlü küçük bir yıldız çocuğa dönüşmüş.
— Ben Lumen, demiş. — Yıldızlara Yolculuk masalının içinden gelen yol arkadaşın. Her gece “yıldızlara dokunmak istiyorum” diyorsun ya, işte bu yüzden buradayım.
Defne’nin kalbi hızla çarpmaya başlamış:
— Gerçekten mi? Yani… Yıldızlara gidebilir miyim?
Lumen gülümsemiş:
— Eğer uyumayı kabul edersen, evet. Çünkü yıldızlara giden yol, uykudan geçer. Biz yıldız çocuklar, uyku masalları dinleyen ve kalbi merakla dolu olan çocukların yanına geliriz.
Defne biraz duraksamış:
— Ama ben uykuyu sevmiyorum. Uyurken hiçbir şey yapmıyormuşum gibi geliyor.
Lumen, elindeki minicik asa ile havada daireler çizmiş. Odada, küçük ışık parçacıkları dönmeye başlamış. Tavanda, Defne’nin hiç görmediği manzaralar belirmiş: bulutlarla kaplı mor bir gezegen, gökyüzünde dans eden renkli kuyrukluyıldızlar, parlak yüzlü gülümseyen bir ay…
— Bak Defne, demiş Lumen. — Uyumak, hiçbir şey yapmamak demek değil. Doğru zamanda uyursan, rüyaların seni böyle yerlere götürür. İstersen bu gece birlikte deneyelim.
Defne temkinli bir sesle sormuş:
— Peki nasıl gideceğiz?
— Çok basit, demiş Lumen. — Önce pijamalarını giy, dişlerini fırçala, sonra yatağına uzan. Ben gelmeden önce gözlerini kapat, üç derin nefes al. İçinden “Yıldızlara Yolculuk başlasın” de. Gerisini bana bırak.
Defne biraz düşündükten sonra başını sallamış:
— Tamam Lumen. Deneyeceğim.
Hızla pijamalarını giyip dişlerini fırçalamış, yatağına dönmüş. Annesi kapıyı aralamış:
— Bu gece çabuk hazır oldun, demiş şaşkınlıkla.
Defne usulca gülümsemiş:
— Yarın anlatırım anne, şimdi uyku masalım başlayacak…
Annesi, Defne’nin saçlarını okşayıp ışığı kapatmış. Oda karanlığa gömülünce Defne yorganını çekip Lumen’in söylediklerini yapmış: Gözlerini kapatmış, üç derin nefes almış ve fısıldamış:
— Yıldızlara Yolculuk başlasın…
Bir anda yatağının altından yumuşak bir sallanma hissetmiş. Sanki yatak, bulutlarla kaplı bir kayığa dönüşmüş. Gözlerini açtığında odası yok olmuş, etrafını lacivert bir gökyüzü ve parlayan yıldızlar sarmış.
Lumen, yatak-uzay kayığının ucunda oturuyormuş.
— Hoş geldin Defne! demiş. — İlk durağımız Dilek Kuyrukluyıldızı.
Yatak, ışıkların arasından süzülerek uzun, parlak bir kuyrukluyıldızın yanına yaklaşmış. Kuyrukluyıldız, sanki gülümser gibi ışıldamış.
— Bu yıldız, çocuklar içlerinden dilek dilediğinde parlar, diye açıklamış Lumen. — Sen de bugün bir dilek tuttun. “Yıldızlara dokunmak istiyorum” dedin. İşte şimdi o dileğin içindesin.
Defne elini uzatmış, kuyruğundan ince bir ışık demeti avucuna düşmüş. Sıcak değil, yakıcı değil; hafif, tüy gibi bir hismiş.
— Demek… Dilekler böyle ışığa dönüşüyor, diye fısıldamış.
Daha sonra yatak, parlak toz bulutlarının arasından geçip mavi, sessiz bir gezegenin üzerine inmiş. Her şey yavaş hareket ediyormuş: ağaç dalları, gökyüzündeki bulutlar, hatta şelalenin suları bile.
— Burası Yavaş Zaman Gezegeni, demiş Lumen. — Burada hiçbir şey acele etmiyor. Uyumadan önce zihnini sakinleştirirsen, senin içindeki zaman da böyle yavaşlar.
Defne bir taşa oturmuş, gözlerini kapatıp etrafın sesini dinlemiş: hafif su sesi, rüzgârın fısıltısı, uzaklardan gelen yumuşak bir melodi… Kalbinin atışları bile daha düzenli gelmiş.
— Sanırım anladım, demiş. — Yatmadan önce telefonla, oyuncaklarla uğraşmak yerine böyle sakin düşünürsem, uykum daha çabuk gelir.
Lumen başını sallamış:
— Aynen öyle. Şimdi Yıldızlar Meydanı’na gidelim.
Bir sonraki anda Defne, kocaman bir meydanda bulmuş kendini. Etrafında yüzlerce küçük yıldız çocuk varmış. Kimisi kitap okuyor, kimisi gökyüzüne köprüler çiziyormuş. Ortada büyük, altın rengi bir yıldız parlıyormuş.
— Burası Yıldızlar Konseyi, demiş Lumen. — Her gece çocukların rüyasını koruyan yıldızlar burada buluşur.
Altın yıldızın sesi yumuşak ama güçlüymüş:
— Hoş geldin Defne. Kalbinde bir yolculuk isteği taşıyorsun. Yıldızlara Yolculuk masalı artık sadece duyduğun bir hikâye değil, senin hikayen oldu.
Defne utangaç bir gülümsemeyle:
— Ben sadece… yıldızlara dokunmak istiyordum, demiş.
Altın yıldız cevap vermiş:
— Dokundun. Ama asıl önemli olan, gece olunca hayallerini bırakıp uykuya güvenmen. Çünkü uyku, çocukların göğe açılan en güvenli kapısıdır. Sen uyku masalları dinlemeyi sürdürdükçe bu kapıyı her zaman bulacaksın.
Defne’nin içi sıcacık olmuş. O an, uyumak istemeyip direndiği bütün geceleri hatırlamış. Ne kadar çok yıldız yolculuğunu kaçırdığını düşünmüş.
Lumen, Defne’nin kulağına fısıldamış:
— Artık dönme zamanı. Ama merak etme, her gece gözlerini kapattığında ben de buralarda olacağım.
Bir anda yine yatak-kayığın içinde bulmuş kendini. Yatak yumuşak bir inişle odasına geri dönmüş. Defne gözlerini açtığında, pencereden içeri sabahın ilk ışıkları süzülüyormuş.
Annesi kapıyı tıklatıp içeri girmiş:
— Günaydın Defne, demiş. — Bugün çok derin uyudun. Yüzün ne kadar dinlenmiş!
Defne esneyip gülümsemiş:
— Anne… Dün gece yıldızlara yolculuk yaptım, demiş.
Annesi onun saçlarını okşamış:
— Her uyku, içinde bir masal taşır kızım. Demek seninki yıldızlıydı, demiş.
O günden sonra Defne, uyku saatini eskisi gibi sıkıcı görmemiş. Her gece yatağına zamanında girip, içinden usulca fısıldamış:
— Yıldızlara Yolculuk başlasın…
Her zaman aynı sahneleri görmemiş elbette. Kimi gece bir gezegende zıplayan şeker kutuları, kimi gece rüzgârla şarkı söyleyen ağaçlar, kimi gece de Lumen’in anlattığı yeni masallarla dolu rüyalar görmüş.
Ama bir şey hiç değişmemiş: Uyku, artık onun için sadece “kapanan ışıklar” değil; yıldızlara açılan gizli bir kapıymış.
Belki sen de bu gece yatağına yattığında, gözlerini kapatıp derin bir nefes alırsın. Kim bilir? Belki Lumen, senin odana da küçük bir ışık topu olarak uğrar.
