Yalancı Çoban Masalı

Yalancı Çoban Masalı Oku

Bir varmış, bir yokmuş… Uzak bir ovada, etrafı ormanlarla çevrili küçük bir köy varmış. Bu köyün üst tarafında “Koyun Tepesi” dedikleri yeşil bir yamaç, yamaçta da gün boyu koyunları güden genç bir çocuk yaşarmış. Adı Emir’miş. Her sabah sürüyü alır, tepeye çıkar, akşam olunca koyunları geri getirirmiş.

Köylüler onu severmiş ama Emir'in bir huyu varmış: Şaka yapmayı çok severmiş. Kimi zaman abartır, işin ciddiyetini unutacak kadar ileri gidermiş.

Bir gün, güneş tepede pırıl pırıl parlıyor, koyunlar sessizce otluyormuş. Emir sıkılmış:

Böyle sessiz olmaz ki” demiş kendi kendine. “Biraz eğlensem fena mı olur?”

Bir anda aklına yaramazca bir fikir gelmiş. Yerinden fırlamış, köye doğru bağırmaya başlamış:

Kurt var! Kurt sürüye saldırıyor! Yardım edin!

Sesini duyan köylüler, ellerine ne geçtiyse alıp koşmaya başlamışlar: Kimi kürek, kimi sopa, kimi de sadece taş kapmış. Nefes nefese tepeye çıkmışlar.

Emir, neredesin?
Kurt nerede?
Koyunlara bir şey oldu mu?

Emir, bir taşın üzerine çıkmış, kahkaha atmaya başlamış:

Hiçbiri olmadı! Kurt falan yok. Sadece biraz sıkılmıştımHepiniz koşarken ne komik göründünüz!

Köylüler bir an susup birbirlerine bakmışlar. Sonra içlerinden biri homurdanmış:

Böyle şaka olmaz çocuk!
Boş yere nefes nefese kaldık, demiş bir diğeri.
Bir daha böyle bağırma, diye eklemiş yaşlı amca.

Köylüler söylenerek köye geri dönmüşler. Emir ise biraz pişman olmuş ama yine de kendi kendine gülmeye devam etmiş.

Aradan birkaç gün geçmiş. Emir, Koyun Tepesi’nde yine yalnız başına oturuyormuş. Bu kez rüzgâr sert esiyor, bulutlar ormanın üstüne ağır ağır çörekleniyormuş. Emir etrafa bakmış, canı yine sıkılmış:

Geçen sefer çok eğlenmiştim” diye düşünmüş. “Bir kez daha yapsam ne olur ki?”

Derin bir nefes alıp gene bağırmaya başlamış:

Kurt var! Koşun! Kurt sürüye saldırıyor!

Köydekiler yine sesini duymuş. Bazıları tereddüt etse de çoğu “Ya bu kez doğruysa?” diye düşünüp tepeye koşmuş. Koyunların yanına vardıklarında her şeyin sakin olduğunu görmüşler. Kurt yok, tehlike yok.

Emir, gülmekten karnını tutuyormuş:

Yine geldiniz! Yine kandınız! Kurt falan yok, sadece sıkılıyorum.

Bu kez köylülerin yüzü daha da asılmış.

Yeter artık Emir, demiş yaşlı dede. “Yalancı çoban olursan, gün gelir kimse sana inanmaz.”
Şaka yapıyorum işte, kızmayın bu kadar, demiş Emir omuz silkerek.

Herkes başını sallamış, kızgın ve kırgın bir halde köye dönmüş.

Ertesi sabah hava daha pusluymuş. Ormandan garip sesler geliyormuş. Emir yine koyunlarını tepeye çıkarmış. Koyunlar otlarken ağaçların arasından bir gölge belirivermiş. Sarı gözler parlamış, kalın bir uluma sesi duyulmuş.

Emir’in yüreği ağzına gelmiş.

Bu sefer gerçekten kurt! diye fısıldamış.

Gölgeden iki kurt çıkmış, sürüye doğru yavaş yavaş yaklaşmaya başlamış. Koyunlar ürküp sağa sola kaçışmış. Emir’in eli ayağına dolanmış. Bir anda kendini toparlayıp köye doğru koşmaya başlamış, var gücüyle bağırmış:

Yardım edin! Bu sefer gerçekten kurt var! Koyunlara saldırıyorlar!

Sesi köyün içine kadar gitmiş. İnsanlar duymuş ama bu kez birbirlerine bakmışlar.

— Yine mi başladı?
— Dün de öyle dedi, ya yalan sa?
— Ben artık inanmam, demiş biri. “İki kere kandırdı.”

Bir kadın camdan başını uzatıp içeri seslenmiş:

Çoban yine bağırıyor ama bence oyun yapıyordur.

Hiç kimse eline sopa ya da kazma almamış. “Nasıl olsa yalan söylüyor” diye düşünüp işine gücüne devam etmiş.

Emir tekrar tekrar bağırmış, nefesi kesilene kadar:

Ne olur gelin! Bu kez şaka değil! Kurtlar gerçekten koyunların içinde!

Fakat onu duyanlar, “Yine numara yapıyor” diye içlerinden geçirip kulaklarını kapamışlar.

Tepeye geri döndüğünde, kurtların birkaç kuzuyu kaptığını görmüş. Koyunlar darmadağın olmuş, bazıları korkuyla hâlâ titriyormuş. Emir dizlerinin üzerine çökmüş, gözleri dolmuş.

Ben ne yaptım böyle… diye fısıldamış. “Beni yalan söyleyen biri olarak bildikleri için, gerçek olunca kimse inanmadı.”

Akşam olunca sürüyü toparlayabildiği kadar toplayıp köye dönmüş. Köylüler onu görünce hemen sormuş:

— Hadi söyle, bu da yeni bir oyun mu?
— Koyunlar neden eksik?
— Ne oldu ormanda?

Emir, başını öne eğmiş:

Bugün… bugün kurtlar gerçekten geldi, demiş. “Bağırdım, çağırdım ama kimse gelmedi. Çünkü daha önce yalan söyledim. Kuzularımızdan bazılarını kurt kaptı. Hepsi benim yüzümden.”

Köy meydanına sessizlik çökmüş. Herkes birbirine bakmış. Yaşlı dede ağır adımlarla Emir’in yanına gelmiş:

— Yavrum, demiş yumuşak ama ciddi bir sesle. “Biz seni sevmiyor değiliz. Ama iki defa yalan söyledin. İnsanlar, sözüne güvenmediği birinin çığlığına koşmaz. Bugün bunun acısını hep birlikte çektik.”

Emir’in gözlerinden yaşlar süzülmüş.

Haklısınız, demiş. “Ben şaka yaptığımı sandım, ama aslında yalan söyledim. Bir daha kimsenin güvenini boşa çıkarmayacağıma söz veriyorum. Ne olursa olsun, doğruyu söyleyeceğim.”

Köylüler, onun içten pişmanlığını görmüşler. Bir kadın omzuna elini koymuş:

Hata yaparsın, insansın. Önemli olan, aynı yalana bir daha dönmemek, demiş.

O günden sonra Emir, Koyun Tepesi’ne her çıkışında, sesi ne kadar yükselirse yükselsin sadece gerçeği söylemiş. Kurt gördüğünde bir daha hiç kimse “O oyun yapıyordur,” dememiş. Çünkü zamanla Emir’in adı “Yalancı Çoban” değil, “Sözüne güvenilir Emir” olarak anılmaya başlamış.

Ve köyde herkes şunu iyi anlamış:

Bir kez yalan, bin kez güven kırar. Doğru söz ise hem sürüyü hem kalpleri korur.

Bu masal Atiye Tarafından MasalPu sitesi için yeniden özgün yorumlandır ve sadece bize aittir.