Yağmur Geri Döndü

Yağmur Geri Döndü Masalı Oku

Bir varmış, bir yokmuş…

Gökyüzünün maviliğiyle, toprağın yeşiliyle süslenmiş yüksek bir dağın eteklerinde, küçük ama kocaman yürekli bir köy varmış. Adı da Gökpınar Köyüymüş.

Bu köyde insanlar toprağa elleriyle, kalpleriyle dokunur; her sabah kuş sesleriyle uyanır, akşamları gökyüzündeki yıldızlara “Bugün için teşekkür ederiz,” dermiş.

Fakat bir sabah, gökyüzü değişmiş.

Güneş günlerce ara vermeden parlamış, bulutlar birer birer kaybolmuş.

Ne serin bir esinti, ne de gökten düşen tek bir damla kalmış…

Sanki yağmur, bu köyü unutmuş.

Unutulan Damlalar

Önce çiçekler başlarını eğmeye başlamış.

Derelerin suyu azalmış, sonra tamamen kurumuş; küçük balıklar bile gözden kaybolmuş.

Çocuklar çamurdan kuleler yapamaz, kuşlar gölge bulmak için çatıdan çatıya uçup durur olmuş.

Her sabah umutla gökyüzüne bakan köylüler, gün geçtikçe daha da sessizleşmiş.

Bir gün köy meydanında, muhtar herkesi toplanmaya çağırmış:

“Taşlara su döktük, kuşlara kap koyduk, dua ettik… ama yağmur hâlâ gelmedi,” demiş üzgün bir sesle.

Kalabalığın arka tarafından incecik bir ses yükselmiş:

“Belki… doğadan özür dilemeliyiz.”

Herkes dönüp o yöne bakmış.

Yedi yaşında, saçlarını iki yandan örmüş küçük bir kız duruyormuş orada. Adı Mira’ymış.

Elinde tahta bir kuş oyuncağı varmış, gözlerinde ise korkudan çok merak ve cesaret parlıyormuş.

Mira ve Bilge Meşe

Mira o gece uyuyamamış. İçindeki ses ona bir şeyler yapması gerektiğini fısıldamış.

Sabaha karşı, kimse uyanmadan köyün dışındaki en yaşlı ağacın yanına gitmiş. Bu ağaca herkes Bilge Meşe dermiş.

Mira, gövdesi kalın, dalları gökyüzüne uzanan bu ağaca sokulup fısıldamış:

“Merhaba sevgili ağaç… Neden artık benimle konuşmuyorsun?”

O anda yapraklar hafifçe titreşmiş, dallar sanki derin bir nefes almış.

Sonra kalın ama yumuşak bir ses duyulmuş:

“Susuzluk beni yordu küçük dostum. Köklerim çatlak toprağa tutunmaya çalışıyor. Ama kalbinden yükselen o temiz niyet, beni yeniden uyandırdı.

Eskiden insanlar rüzgârla konuşur, suya şarkı söylerdi.

Bir yağmur duası vardı… Zamanla unutuldu.

Ama senin kalbin isterse, onu yeniden hatırlayabilir.”

Mira dikkatle dinlemiş.

Bilge Meşe ona eski bir duayı yavaş yavaş öğretmiş:

“Ey göklerin nazlı misafiri,
Damlaların umut getirsin.
Toprak nefes alsın,
Canlar can bulsun.
Biz seni sevgiyle çağırıyoruz.”

Mira kelimeleri birkaç kez tekrar etmiş. Her tekrarda yüreği biraz daha ısınmış, sesi biraz daha güçlenmiş.

Bir Köyün Kalbi

Ertesi sabah Mira, Gökpınar Köyü’ne geri dönmüş.

Köy meydanında toplanan insanlara, Bilge Meşe’den öğrendiği duayı anlatmış.

Çocuklar hemen etrafına toplanmış:

“Biz de söylemek istiyoruz!” demişler heyecanla.

Yaşlılar başta tereddüt etse de, Mira’nın gözlerindeki kararlılığı görünce sessizce başlarını eğmiş ve halka katılmışlar.

Köy meydanında herkes el ele vermiş. Herkesin kalbinde aynı dilek varmış:

“Yağmur, lütfen geri dön.”

Herkes duayı yavaşça, kalpten söylemiş. Son dize bittiğinde meydanı derin bir sessizlik kaplamış.

Bir anda gökyüzü hafifçe kararınca, herkes başını yukarı kaldırmış.

Uzaktan küçük, gri bir bulut belirivermiş.

Sonra hafif bir gök gürültüsü duyulmuş…

Ve ardından ilk damla düşmüş.

Mira ellerini açmış, avuçlarının içine düşen damlaya bakıp gülümsemiş.

Bir damla, sonra bir damla daha…

Derken gökyüzü sanki kilidini açmış, bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başlamış!

Mucize ve Teşekkür

Toprak mis gibi kokmuş, çatlaklar suyla dolmuş.

Ağaçlar yapraklarını sallayıp sanki sevinçle dans etmiş.

Hayvanlar su birikintilerinde oynamış; çocuklar çıplak ayakla yağmurun altında koşup kahkahalar atmış.

Mira, ıslanmış elbiselerine aldırmadan hemen Bilge Meşe’nin yanına koşmuş.

“Teşekkür ederim,” demiş. “Artık yağmuru sadece gökyüzünden değil, kalbimizden de çağırmayı biliyoruz.”

Bilge Meşe’nin dalları hafifçe sallanmış, birkaç yaprak nazikçe Mira’nın omzuna düşmüş.

Sanki, “Aferin küçük dostum, doğayı unutmayan kalpler oldukça yağmur yolunu bulur,” diyormuş.

Masalın Öğretisi

Yağmur, sadece gökten düşen su değildir.

O; sevginin, umudun ve doğayla kurulan dostluğun cevabıdır.

Bir çocuk, içten bir dua ve temiz bir kalp…

Dünyayı yeniden yeşertecek güce sahiptir.