Uykusuz Tavşan Miko Masalı

Çam Kokulu Orman'da ay yükselmiş, yıldızlar gökyüzündeki yerlerini almıştı. Bütün hayvanlar uyuyordu ama minik tavşan Miko’nun gözleri hâlâ açıktı.
Miko yastığını çevirdi, battaniyesini düzeltti ve kulaklarını yorganın altına sakladı.
Yine de uyuyamadı.
— Uykum kesin bir yere kaçtı. Belki de beni bulamıyordur.
Yatağından kalkıp pencereye yaklaştı. Her gece duyduğu derenin şırıltısı ortadan kaybolmuştu. Üstelik yaşlı meşenin yaprakları da hiç hışırdamıyordu.
Miko kırmızı atkısını taktı ve küçük fenerini aldı.
— Gecenin seslerini bulursam uykum da geri gelir.
Sessizce bahçeye çıktı. Ay ışığının aydınlattığı patikayı izleyerek dereye ulaştı. Suyun önünü kuru dallar ve yapraklar kapatmıştı.
Miko dalları tek tek kenara çekti. Son dalı da kaldırınca su yeniden akmaya başladı.
Şırıl, şırıl, şırıl…
— İlk gece sesini buldum!
Tam o sırada arkasından ince bir ses geldi:
— Tek başına ne yapıyorsun?
Gelen, Miko’nun arkadaşı kirpi Pina’ydı.
— Uykum kayboldu. Onu bulmak için gecenin eksik seslerini topluyorum.
Pina, Miko’nun uykulu gözlerine baktı.
— Uyku toplanabilen bir şey mi?
— Bilmiyorum ama denemeden öğrenemeyiz.
İki arkadaş, yaşlı meşe ağacına doğru yürüdü. Ağacın yaprakları hareketsizdi.
Miko yanaklarını şişirerek dallara doğru üfledi.
— Fuuuu!
Yalnızca iki yaprak kıpırdadı.
Bir daha üfledi.
— Fuuuuuu!
Bu kez başı döndü ve yere oturdu.
Pina gülmemek için patisini ağzına götürdü.
— Koskoca ağacı tek başına sallayamazsın.
— Rüzgâr gelmeyince onun işini yapmak istedim.
Tam o sırada küçük bir esinti geçti. Meşenin yaprakları birbirine dokunarak tatlı bir ses çıkardı.
Hışır, hışır…
Miko sevinçle ayağa kalktı.
— İkinci sesi de bulduk!
Biraz ilerlediklerinde çalılıkların arasında minik bir ışık gördüler. Ateş böceği Lupi, yaprağın üzerinde oturmuş gökyüzünü seyrediyordu.
— Lupi, sen neden uyumadın? diye sordu Miko.
— Işığım sönmüyor. Karanlık olmayınca uyuyamıyorum.
Miko düşündü. Sonra çantasından mavi mendilini çıkardı ve Lupi’ye verdi.
— Bunu küçük bir perde gibi üzerine çekebilirsin.
Lupi mendilin altına girdi. Fakat ışığı mavi kumaşın ardından parlamaya devam etti.
— Olmadı, dedi Lupi.
Pina, yerde duran boş bir meşe palamudu kabuğunu gösterdi.
— Bunun içine girersen ışığın gözlerine ulaşmaz.
Lupi kabuğun içine yerleşti. Minik ışığı, penceresi kapatılmış bir ev gibi yumuşacık görünüyordu.
— İşte şimdi oldu. İyi geceler!
— İyi geceler, Lupi, dediler Miko ile Pina.
Yürümeye devam ederlerken Pina birden durdu.
— Dere akıyor, meşe fısıldıyor, Lupi de uyudu. Senin uykun hâlâ gelmedi mi?
Miko büyük bir esnemeyi saklamaya çalıştı.
— Hayır… Yani biraz… Ama bulmamız gereken son bir ses var. Baykuş Bubo bu gece hiç ötmedi.
Bubo’nun ağacına vardıklarında onu en alt dalda üzgün bir şekilde otururken buldular.
— Neden ötmüyorsun, Bubo? diye sordu Miko.
Bubo kanadıyla gökyüzünü gösterdi.
— Her gece aya bakarak üç kez öterim. Fakat ay bulutların arkasına saklandı. Onsuz şarkımı söyleyemiyorum.
Miko, Pina ve Bubo başlarını kaldırdı. Kocaman bir bulut, ayı tamamen kapatmıştı.
Miko bir kez daha yanaklarını şişirdi.
Pina hemen önüne geçti.
— Bulutu da üfleyerek götürmeye çalışmayacaksın, değil mi?
Miko gülümsedi.
— Denemeyecektim. Yalnızca derin bir nefes aldım.
Üç arkadaş ağacın altında sessizce bekledi. Çok geçmeden bulut ağır ağır ilerledi ve ay yeniden göründü.
Bubo kanatlarını açtı.
— Bazen beklemek de bir şey yapmaktır.
Ardından üç kez öttü:
— Hu! Hu! Hu!
Miko’nun aradığı bütün gece sesleri geri dönmüştü. Fakat minik tavşan artık gözlerini açık tutamıyordu.
Pina gülümseyerek ona baktı.
— Sanırım uykunu buldun.
— Nerede?
— Kulaklarının ucunda oturuyor. Birazdan gözlerine inecek.
Miko ile Pina evlerine döndüler. Miko yatağına uzanıp battaniyesini üzerine çekti. Annesi kapının önünde belirdi.
— Gecenin seslerini bulabildin mi?
— Evet ama başka bir şey daha öğrendim. Dereyi açabilirim, arkadaşıma yardım edebilirim ama rüzgârı ve bulutları yönetemem. Bazen yalnızca beklemem gerekiyor.
Anne Tavşan, Miko’nun alnından öptü.
— Uyku da böyledir. Peşinden koşarsan saklanır, sakinleşip beklersen yanına gelir.
Miko gözlerini kapattı. Dere şırıldıyor, yapraklar hışırdıyor, Bubo’nun sesi uzaktan duyuluyordu.
— İyi geceler, anne.
— İyi geceler, benim küçük gece gezginim.
Miko, birkaç nefes sonra uykuya daldı. Rüyasında Pina ve Lupi’yle birlikte ayın üzerinde zıplıyor, Bubo da yıldızlara şarkı söylüyordu.
O geceden sonra Miko bazen yine uyuyamadı. Fakat artık uykusunu aramak için ormana çıkmadı. Yastığına başını koydu, gecenin seslerini dinledi ve güzel rüyaların kendisini bulmasını bekledi.
Gökten üç elma düşmüş: biri Miko’ya, biri uykusunu sabırla bekleyen çocuklara, biri de bu masalı sevgiyle anlatanlara.
MasalPu yazarı Atiye olarak tüm çocuklara ve uykusu gelmeyen 1 yaşından büyük her çocuk için uzmanlar eşliğinde özenle hazırlandı.
