Uyku Perisi Masalı

Bu, uyumayı sevmeyen küçük bir kız ile geceleri sessizce ona misafir olan sihirli bir perinin, yani Uyku Perisi masalı…
Bir zamanlar, denize yakın, pencereleri çiçekli küçük bir evde Zeynep adında bir kız çocuğu yaşarmış. Zeynep çok neşeliymiş; gün içinde oyun oynamayı, şarkı söylemeyi, kitap karıştırmayı çok severmiş. Yemeklerini yer, annesine sofrayı toplamada yardım eder, babasıyla birlikte balkondan yıldızları sayarmış.
Ama bir tek şey varmış ki Zeynep ondan hiç hoşlanmazmış: Uyku saati.
Her akşam saat dokuz olunca annesi:
— Zeynep'ciğim, pijama zamanı, sonra da uyku, dermiş.
Zeynep hemen homurdanırmış:
— Amaaaan anne, daha oyuncak bebeklerime çay partisi yapacaktım… Biraz daha oynasam olmaz mı?
Babası gülümsermiş:
— Yarın sabah erken kalkacak küçük bir öğrenci tanıyorum, der, göz kırparmış.
Fakat Zeynep yatağına yatsa bile, yorganı üzerine çekip yastığına sarılsa bile, gözlerini kapatmak istemezmiş. Tavandaki gölgeleri seyreder, odasındaki oyuncaklara bakar, içinden:
“Keşke uyku diye bir şey olmasa… Hep oyun, hep eğlence olsa” dermiş.
Sabah olunca da uyanmakta zorlanır, okula aceleyle hazırlanır, sınıfa çoğu zaman uykulu gözlerle girermiş. Öğretmeni, “Daha çok dinlenmelisin Zeynep,” dediğinde o sadece başını sallarmış.
Bir akşam, yine uyku saati geldiğinde Zeynep mızmızlanmış, ama sonunda mecburen odasına gitmiş. Pijamalarını giyip dişlerini fırçalamış, yatağına girmiş. Işıklar kapandığında odası hafifçe karanlığa bürünmüş.
Zeynep yorganın altından kafasını çıkarıp fısıldamış:
— Uyku hiç eğlenceli değil. Sadece gözlerimi kapatıp bekliyorum. Keşke rüyalar gerçek gibi olsa…
Tam o sırada odanın içinde tuhaf bir şey olmuş. Sanki havada minik pırıltılar uçuşmaya başlamış. Zeynep gözlerini ovuşturmuş. Yatağının ayak ucunda, beyaz ışıktan ince bir çizgi belirmiş. Çizgi yavaş yavaş genişleyip küçük bir kapıya dönüşmüş. Kapının içinden, incecik, şeffaf kanatları olan minik bir peri adım atmış.
Perinin saçları ay ışığı gibi parlıyormuş, elinde küçücük yıldızlı bir asa tutuyormuş. Zeynep şaşkınlıkla doğrulmuş:
— S-siz kimsiniz? diye fısıldamış.
Peri yumuşacık bir sesle cevap vermiş:
— Ben Uyku Perisiyim Zeynep. Gece olunca, uyumakta zorlanan çocukların yanına gelirim. Onların rüyalarını süsler, kalplerini hafifletirim.
Zeynep'in gözleri büyümüş:
— Gerçekten mi? Yoksa… rüya mı görüyorum?
Uyku Perisi gülümsemiş:
— Henüz rüyada değilsin. Ama istersen bu geceden sonra rüyaların bir masal kadar güzel olabilir.
Zeynep hemen söylenmiş:
— Ben uyumayı sevmiyorum. Uyumak, her şeyi bitiriyormuş gibi geliyor. Oyunlar yarım kalıyor, konuşmalar yarım kalıyor…
Uyku Perisi ona yaklaşmış, yatağın kenarına oturmuş:
— Yanılıyorsun, demiş. — Uyku, günün üzerini örten sıkıcı bir battaniye değil. Doğru zamanda uyursan, seni başka dünyalara götüren bir kapı olur.
Zeynep kaşlarını kaldırmış:
— Nasıl yani?
Uyku Perisi asasıyla havaya minicik bir daire çizmiş. Dairenin içinde kısa süreliğine küçük görüntüler belirivermiş: pamuk gibi bulutların üzerinde zıp zıp zıplayan çocuklar, uçan kitapların açılıp içinden renkli kuşlar çıkması, çikolata ırmağının kıyısında piknik yapan bir kız çocuğu…
Zeynep hayranlıkla bakmış:
— Buralara kim gidiyor? diye sormuş.
— Uykusuna zamanında teslim olanlar, demiş Uyku Perisi. — Gözlerini kapattıkları anda ben gelip onları alırım. Ama geç uyuya kalırlarsa, bu kapı kapanır. İşte o zaman sabahları yorgun, gün içinde huysuz olurlar.
Zeynep içini çekmiş:
— Ben her akşam geç uyuyorum… O yüzden sabahları hep yorgunum, değil mi?
Uyku Perisi başını sallamış:
— Evet tatlım. Sana bir teklifim var. Beraber bir oyun oynayalım. Adı “Yastıkla Yarış”.
Zeynep merakla eğilmiş:
— Yastıkla Yarış mı?
— Evet, demiş peri. — Kural çok basit: Her akşam saat dokuz olduğunda pijamalarını giyip yatağına gireceksin. Sonra yastığına, “Bakalım kim daha çabuk uykuya dalacak?” diye fısıldayacaksın. Eğer gözlerini kapatıp güzel şeyler düşünürsen, ben hemen gelip seni alacağım. Bulut kaydıraklarından kayacağız, yıldızları yakından göreceğiz, istersen deniz kızlarıyla bile tanışacağız.
Zeynep gözlerini parlatmış:
— Gerçekten mi? Bulutlardan kayabilir miyim?
Uyku Perisi gülmüş:
— Rüyanda her şey mümkün. Ama unutma, oyunun tek kuralı var: Saatinde yatağına girmek ve gerçekten uyumaya niyet etmek.
Zeynep düşünceli bir şekilde yorganını düzeltmiş:
— Peki ya annemle babam? Onlarla oturmayı da seviyorum.
Uyku Perisi yumuşak bir sesle cevaplamış:
— Onlar da seni seviyor. Zaten seni çok sevdikleri için bir düzenin olsun istiyorlar. Akşam belirli bir saate kadar onlarla otur, sonra veda edip masal diyarına gel. Sabah dinlenmiş kalkınca onlarla daha güzel zaman geçirirsin.
Zeynep başını sallamış:
— Haklısın galiba… Peki, bu oyunu denersem, bu gece beni alacak mısın?
Uyku Perisi ayağa kalkmış:
— Aslında oyun çoktan başladı, demiş. — Şimdi ışığı kapat, derin bir nefes al. Gözlerini kapatıp bugün seni mutlu eden üç şeyi düşün. Geri kalanını bana bırak.
Zeynep lambasının düğmesine uzanmış, ışığı söndürmüş. Odanın içine sadece perdelerin arasından sızan ay ışığı dolmuş. Yorganını çekip gözlerini kapatmış. İçinden mırıldanmış:
— Bugün resim dersinde güneş çizdim… Arkadaşımla salıncakta sallandım… Annemle kek yaptık…
Kalbi yavaş yavaş sakinleşmiş. Göz kapakları ağırlaşmış. Son duyduğu ses Uyku Perisi’nin fısıltısı olmuş:
— Aferin sana Zeynep. Şimdi sıkıca tutun, bulut kaydırakları bizi bekliyor…
O geceden sonra her şey değişmiş. Zeynep artık “Uyku saati geldi,” denildiğinde eskisi gibi itiraz etmiyormuş. Saat dokuz olunca pijamalarını giyip dişlerini fırçalıyor, annesiyle babasına sarılıp:
— Ben şimdi Uyku Perisi ile bulutlara çıkacağım, demiş.
Sabahları alarm çalmadan önce bile gözlerini açmaya başlamış. Yüzü dinlenmiş, gözleri parlıyormuş. Okula zamanında gidiyor, derste dikkatini daha iyi topluyormuş. Öğretmeni bir gün gülümseyerek sormuş:
— Zeynep, seni böyle enerjik görmek ne güzel. Sırrın ne?
Zeynep hafifçe gülmüş:
— Gece olunca Uyku Perisi ile bir oyunumuz var öğretmenim, demiş. — Yastıkla Yarış’ı kazanıyorum artık.
Elbette, yetişkinler bu sözleri bir oyun sanmışlar ama Zeynep her gece o parlak kapının biraz daha açıldığını hissediyormuş. Bazı geceler gökyüzünde süzülen uçan kitaplara binip yeni masallar keşfediyor, bazı geceler deniz kabuğundan yapılmış bir sandalda Uyku Perisi’yle şarkılar söylüyormuş.
En güzeli de şuymuş: Artık uyku, Zeynep için sıkıcı bir karanlık değil, merakla beklediği sihirli bir yolculukmuş.
Ve işte bu yüzden, geceleri uyumak istemeyen başka çocukların odalarından ağlama sesleri yükseldiğinde, Uyku Perisi kanatlarını çırpıp fısıldarmış:
— Merak etme küçük dostum. Sırf senin için yeni bir uyku oyunum var…
Belki bir gece, senin yastığının ucunda da ay ışığından bir kapı açılır, içeriye gülümseyen bir Uyku Perisi girer. O zaman ne yapacağını biliyorsun: Gözlerini kapat, güzel şeyleri düşün ve rüya yolculuğuna hazırlan.
Bu masal Atiye tarafından sadece MasalPu sitesinde paylaşılması için özenle hazırlandır. Daha fazla uyku masalları okumak ve mışıl mışıl uyuması için çocuklarınıza hiakyeler okuyabilirsiniz.
