Temel Reis Masalı

Temel Reis Masalı Oku

Bir varmış, bir yokmuş… Uzak denizlerin köpüklü dalgalarında, tuz kokulu bir liman kasabası varmış. Bu kasabada, kolları güçlü, kalbi yumuşacık bir denizci yaşarmış: Adı Temel Reis'miş.

Temel Reis, her sabah erkenden kalkar, “Fındık Kabuk” adını verdiği teknesiyle denize açılır, balık tutar, ihtiyacı olan komşularına sepet sepet balık götürürmüş. Yanından hiç ayırmadığı bir de ıspanak kutusu varmış tabii.

Kasabanın en güzel, en tatlı gülüşlü kızı da Safinaz'mış. Safinaz, limandaki çiçekçide çalışır, gelip geçen herkese gülümsermiş. Temel Reis her dönüşünde ona selam verir, o da utangaç bir gülüşle karşılık verirmiş.

Ama kasabada biri daha varmış: Kabasakal. Kocaman gövdeli, iri sakallı, kaşları hep çatık bir denizci. Güçlü ama bir o kadar da kaba ve kıskançmış. Safinaz’ın Temel Reis’e gülümsemesini hiç sevmezmiş.

Bir gün Kabasakal kendi kendine mırıldanmış:

“Bu kasabada en güçlü kaptan benim! Herkes bana bakmalı. Şu Temel Reis’i herkesin önünde küçük düşürmeliyim.”

Ertesi sabah kasabada büyük bir duyuru yapılmış. Meydana asılan renkli bir kâğıtta şöyle yazıyormuş:

“Fener Adası’na ilk gidip geri dönen kaptan, Kasaba Onur Sancağı’nı alacaktır.”

Fener Adası uzakta, dalgaların sertleştiği, kayalıkların tehlikeli olduğu bir yermiş. Ama o sabah gökyüzü tertemiz, deniz sakince parlıyormuş.

Kabasakal meydanda gürlemiş:

— Kim cesaret ediyormuş da benimle yarışıyormuş? Var mı karşıma çıkacak kaptan?

Temel Reis sakince piposunu çıkarıp kenara koymuş:

— Ben yarışırım Kabasakal. Ama bu yarış gurur için değil; kasabanın iyiliği için olsun. Kim kazanırsa, kasabayı korumaya söz versin.

Kabasakal alaycı bir kahkaha atmış:

— Sen daha direğe halat bağlarken yorulursun Temel!

Tam o sırada Safinaz ikisinin arasına gelip yumuşak bir sesle konuşmuş:

— Lütfen kavga etmeyin. Deniz şaka kaldırmaz, yarışınız da dostça olsun.

İki kaptan da teknesine binmiş. Kasabalılar heyecanla iskeleye dizilmiş.

“Üç… iki… bir!” diye saymışlar ve yarış başlamış.

Kabasakal'ın kocaman gemisi hızla açılmış. Yelkenler gerilmiş, su köpük köpük yarılmış. Temel Reis’in “Fındık Kabuk”u ise daha küçük ama daha çevikmiş. O acele etmek yerine, rüzgârı dinleyerek ilerlemeyi seçmiş.

Yarışın ortasına geldiklerinde gökyüzü birden kararmaya başlamış. Az önce pırıl pırıl olan hava aniden sisle dolmuş, uzaklarda gök gürlemiş. Kabasakal hırsla bağırmış:

— Fırtına mıdır, dalga mıdır, umurumda değil! Birinci olacağım!

O sırada Safinaz da merakla ufka bakmak için küçük bir sandalla iskeleden biraz açılmış. Dalgaların ne kadar yükseldiğini fark edince geri dönmek istemiş ama geç kalmış. Rüzgâr, sandalı açığa doğru sürüklemiş.

Kasabadan bir çocuk bağırmış:

— Safinaz açıkta kaldı! Sandalı sürükleniyor!

Temel Reis’in yüreği sıkışmış. Bir an yarışmayı unutmuş, gözlerini Safinaz’ı aramak için denize dikmiş.

Kabasakal ise uzaktan bakıp homurdanmış:

— Benim işim yarışla! Herkes kendi derdine baksın!

Dalgalar büyüdükçe büyümüş, rüzgâr uğuldamış. Temel Reis cebinden ıspanak kutusunu çıkarmış:

— Şimdi zamanı geldi, demiş.

Kutu kapağını açıp ıspanağı bir lokmada yemiş. Kolları güçlenmiş, göğsü kabarmış, sesi dalgaların üstünü bastırmış:

— Dayan Safinaz! Geliyorum!

Safinaz’ın sandalı, kayalıklara doğru hızla sürükleniyormuş. Gözleri dolmuş, içinden usulca dua ediyormuş. Tam kayalara çarpacakken “Fındık Kabuk” yanına yanaşmış. Temel Reis bir elini direğe, bir elini sandala uzatmış:

— Tut elimi Safinaz!

Safinaz titreyen elleriyle onun eline sıkıca sarılmış. Temel Reis, bütün gücüyle onu teknesine çekmiş. Sandal dalgalar arasında savrulmuş, ikisi de geminin güvertesine düşmüşler.

Bir süre sadece rüzgarın sesi duyulmuş. Sonra Temel Reis gülümsemiş:

— Biraz ıslandık ama iyiyiz çok şükür.

Fırtına yavaş yavaş dinmiş, bulutlar aralanmış. Güneş, dalgaların arasından gümüş bir yol çizmiş. “Fındık Kabuk” ağır ama güvenli adımlarla iskeleye yaklaşmış.

Kasabalılar sevinçle bağırmış:

— Yaşasın Temel Reis! Yaşasın Safinaz!

Köyün yaşlı muhtarı elinde Kasaba Onur Sancağı ile öne çıkmış:

— Bu sancak, yalnızca kendisi için değil, başkaları için de yüreğini ortaya koyan kaptana verilir. Fener Adası’na kimin önce gittiği değil, kimin kalbini fırtınaya siper ettiği önemlidir. Bugünün kahramanı Temel Reis’tir.

Sancağı Temel Reis'e uzatmış. Temel Reis gülerek başını sallamış:

— Ben tek başıma kahraman değilim. Yanımda bana güvenen bir Safinaz, limanda bekleyen güzel insanlar oldukça denize de fırtınaya da korku yok!

Uzakta Kabasakal bunu duymuş, başını öne eğmiş. Hırsın gözlerini nasıl kör ettiğini o gün anlamış. Sessizce gemisine binip limandan ayrılmış.

O günden sonra kasabada her akşamüstü çocuklar iskelede toplanıp bu Temel Reis Masalını dinlermiş. Ve herkes bilirmiş ki:

Gerçek güç sadece kaslarda değil; bir başkasını düşünerek atılan cesur adımlarda saklıymış.

Gökten üç kutu ıspanak düşmüş;
Biri denizde kalbini temiz tutanlara,
Biri dostuna elini uzatanlara,
Biri de bu masalı dinleyip iyiliğe inananlara…

Masalı yazan Atiye sizlere MasalPu çocuk masalları ile Masal dünyasına götürüyor.