Tavşan Kıpır'ın İlk Yürüyüşü Masalı

Tavşan Kıpır İlk Yürüyüşü Masalı Oku

Bir varmış, bir yokmuş…
Ormanın kenarında, yumuşak toprağın altında, pamuk gibi beyaz bir yuva varmış. Bu yuvada, kocaman meraklı gözleri olan Tavşan Kıpır annesiyle birlikte yaşarmış.

Kıpır, yuvasının kapısından dışarıyı seyretmeyi çok severmiş.
Rüzgârın salladığı otlara, dallarda zıplayan sincaplara, uzaktan geçen kuş gölgelerine hayran hayran bakar ama bir türlü dışarıya adım atamazmış.

Her sabah kapıya kadar gelir, içinden şöyle geçirirmiş:
Orman çok büyükYa kaybolursam? Ya annemi bulamazsam?”

Tam o sırada arkasından sıcak bir ses duymuş:

— “Günaydın Kıpır’cığım. Bugün seninle küçük bir yürüyüş denemeye ne dersin?”

Bu ses annesine aitmiş. Kıpır kulaklarını dikleştirmiş:

— “Ama anneBacaklarım titriyor. Ya düşersem?”

Annesi gülümseyip onu yanına çekmiş:

— “Düşersen yine kalkarsın. Ben gölgen gibi arkandayım. Yeter ki ilk adımı sen at.”

Kıpır derin bir nefes almış, ön patisini yuva eşiğine koymuş.
Sonra cırt diye bir sesle küçük bir adım atmış. Toprağın serinliğini patilerinde hissetmiş.

Kıpır ve Uçan Arkadaş

Tam geri dönmeyi düşünürken, sarı beyaz kanatlı bir kelebek havada dolanıp önünde durmuş.

— “Merhaba minik tavşan” demiş kelebek. “Benim adım Pırpır. İlk defa dışarı çıktığını duydum. İstersen sana eşlik edebilirim.

Kıpır şaşırmış:

— “Gerçekten mi? Ama çok uzağa gitmeyelim.”

Pırpır gülmüş:

— “Adımlarına sen karar ver, ben sadece yanında uçarım.”

Böylece Kıpır yavaş yavaş yürümeye başlamış.
Her adımda yeni bir şey fark etmiş:
Toprakta açan mor çiçekler, taşların arasından çıkan minicik karıncalar, uzaktan gelen su sesi…

Kalbi hâlâ hızlı atsa da, korkusunun içine yavaş yavaş merak karışmış.

Küçük Dere, Büyük Cesaret

Az ileride ince bir dereyle karşılaşmışlar. Su, güneş ışığında gümüş gibi parlıyormuş.

Kıpır birden durmuş:

— “Buradan geçemem. Suya düşerim.”

Pırpır, derenin içindeki düzgün taşları göstermiş:

— “Bak, suyun üstünde küçük köprü gibi duran taşlar var. Önce en yakındaki taşa atla. Sonra yavaşça diğerine geç. Ben de üzerinde uçup seni bekleyeceğim.”

Kıpır önce taşlara, sonra kelebeğe, sonra da uzakta gülümseyen annesine bakmış.
İçinden: “Ben tavşanım, zıplamayı bilirim,” demiş.

Şap! İlk taşa zıplamış.
Şup! İkinci taşa, sonra üçüncüye…

Suya tek damla bile sıçratmadan karşı kıyıya geçmiş.
Kalbi sevinçle dolmuş:

"Başardım! Meğer korkum sandığım kadar büyük değilmiş."

Yuvaya Dönüş

Bir süre daha yürüyüp çiçek koklamışlar, kuş seslerini dinlemişler. Güneş tepede yükselince Pırpır:

— “Şimdi annen seni merak eder, en iyisi geri dönelim” demiş.

Kıpır, geldiği yolu bu kez daha rahat adımlarla yürümüş.
Yuvasına yaklaşırken annesinin kapıda beklediğini görmüş. Koşup boynuna sarılmış:

— “Anne! Derenin üstünden taşların üzerinden zıpladım, kelebeği takip ettim, hiç kaybolmadım!”

Annesi onun kulaklarını okşamış:

— “Gördün mü Kıpır’cığım, cesaret birdenbire kocaman olmaz. Her küçük adım, yürekte büyük bir güç bırakır.”

O geceden sonra Kıpır, her gün biraz daha uzaklara yürümüş; bazen Pırpır, bazen sincap komşuları ona eşlik etmiş.
Yuva kapısında korkuyla bekleyen eski Kıpır yerine, adım adım cesareti büyüyen bir tavşan kalmış.

Masalın Öğretisi:
En zor görünen şey çoğu zaman ilk adımdır.
Küçük patikalar büyük ormanlara açılır; minik adımlar da çocukların yüreklerinde kocaman cesaret çiçekleri açtırır.