Keloğlan ve Çizmeli Tilki Masalı

Bir zamanlar, dağların ardında küçücük bir köyde yaşayan neşeli bir genç vardı. Herkes ona Keloğlan derdi.
Keloğlan fakirdi ama çok akıllıydı. En sevdiği şey ise annesini güldürmekti.
Bir gün annesi üzgün şekilde konuştu.
— Evde un kalmadı Keloğlan. Ne yapacağız şimdi?
Keloğlan gülümsedi.
— Üzülme ana. Belki bugün şans kapımızı çalar.
Tam o sırada kapı 'tak tak' diye vuruldu.
Keloğlan şaşırdı.
Kapıyı açınca gözlerine inanamadı.
Kapının önünde turuncu tüylü bir tilki duruyordu.
Ama bu sıradan bir tilki değildi.
Ayağında upuzun deri çizmeler vardı.
Başında minicik yeşil bir şapka taşıyordu.
Tilki kibarca eğildi.
— Merhaba Keloğlan. Ben Çizmeli Tilki. Sana yardım etmeye geldim.
Keloğlan gözlerini kocaman açtı.
— Konuşan tilki mi olur?
Tilki kuyruğunu salladı.
— Olur. Hem de çok zeki olanı olur.
Keloğlan gülmeye başladı.
— Peki bana neden yardım edeceksin?
Çizmeli Tilki etrafa bakındı.
Sonra sessizce yaklaşıp fısıldadı.
— Çünkü bu köyde kötü bir sorun var.
— Nasıl bir sorun?
— Açgözlü Dev Kabakçı bütün köyün yiyeceklerini topluyor. İnsanlar korkudan ses çıkaramıyor.
Keloğlan şaşırdı.
Gerçekten de son günlerde pazarda sebze meyve kalmamıştı.
Çocuklar bile aç geziyordu.
Keloğlan kararlı şekilde ayağa kalktı.
— O zaman bu işi çözeceğiz!
Çizmeli Tilki sırıttı.
— İşte gerçek kahraman böyle konuşur.
Ertesi sabah ikili yola çıktı.
Ormanın içinden geçtiler.
Dereyi aştılar.
Kocaman kabak tarlalarının olduğu büyük bir şatoya geldiler.
Şatonun kapısında iri bir adam duruyordu.
Bu kişi Dev Kabakçı'ydı.
Kafasında dev kabak şeklinde bir şapka vardı.
Elindeki altın bastonla bağırıyordu.
— Bütün kabaklar benim olacak!
Keloğlan öne çıktı.
— Ama köydeki çocuklar aç kalıyor!
Dev Kabakçı kahkaha attı.
— Umurumda değil!
Çizmeli Tilki gözlerini kıstı.
Sonra Keloğlan'ın kulağına eğildi.
— Onu güçle yenemeyiz. Ama zekayla yenebiliriz.
Keloğlan meraklandı.
— Nasıl?
Tilki sinsi bir gülümsemeyle konuştu.
— Devler övünmeyi sever.
Sonra yüksek sesle bağırdı.
— Ey büyük Dev Kabakçı! Senin çok güçlü olduğunu duydum!
Dev hemen gururlandı.
— Tabii ki güçlüyüm!
— Hatta duyduğuma göre istediğin hayvana dönüşebiliyormuşsun!
Dev şaşırdı.
— Bunu da nereden duydun?
— Bütün orman konuşuyor! Ama ben inanmıyorum doğrusu.
Dev sinirlendi.
— İnanmıyor musun? Şimdi göstereceğim!
Bir anda 'Poff!' diye duman çıktı.
Dev kocaman bir aslana dönüştü.
Keloğlan korkudan sıçradı.
— Vay canına! Gerçekmiş!
Tilki alkış yaptı.
— Harika! Ama küçük bir hayvana dönüşebilir misin? Mesela fareye?
Dev burnunu havaya kaldırdı.
— Bu çok kolay!
Bir anda küçücük fare oldu.
Tam o sırada Çizmeli Tilki zıpladı.
Şapkanın içindeki ağı fareye attı.
Fare kaçamadı.
Sonra tekrar deve dönüşemedi.
Çünkü büyü bozulmuştu.
Keloğlan sevinçle bağırdı.
— Başardık!
Şatonun kapıları açıldı.
İçeride yüzlerce sebze, meyve ve yiyecek vardı.
Keloğlan hepsini köylülere dağıttı.
Çocuklar mutluluktan zıplıyordu.
Bir çocuk heyecanla bağırdı.
— Yaşasın Keloğlan!
Bir diğeri:
— Yaşasın Çizmeli Tilki!
Köyde büyük şenlik yapıldı.
Davullar çaldı.
Sıcak ekmekler pişti.
Herkes dans etti.
Gece sonunda Keloğlan, Çizmeli Tilki'ye dönüp sordu.
— Peki şimdi ne yapacaksın?
Tilki gökyüzüne baktı.
— Yeni maceralar bulacağım. Belki başka çocukların yardımına giderim.
Keloğlan gülümsedi.
— Yine gelir misin?
Çizmeli Tilki göz kırptı.
— İyi insanlar olduğu sürece mutlaka gelirim.
Sonra çizmelerinin topuklarını yere vurdu.
'Tak tak!'
Ve rüzgar gibi gözden kayboldu.
O günden sonra köyde herkes şu sözü konuştu:
'Akıl ve iyilik birleşirse en büyük devler bile kaybeder.'
