Keloğlan Rüyası Masalı

Keloğlan Rüyası Masalı Oku

Bir varmış, bir yokmuş… Uzak bir köyde, ince akıllı, kel kafalı ama kocaman yürekli bir delikanlı yaşarmış. Adı herkesin bildiği gibi Keloğlan’mış.

Keloğlan’ın en yakın arkadaşları Uzun, Huysuz ve köyün bilgesi Bilgecan Dede’ymiş. Günlerini bazen dere kenarında oyun oynayarak, bazen de Bilgecan Dede’nin anlattığı masalları dinleyerek geçirirlermiş.

Bir akşamüstü Keloğlan ile Uzun, Bilgecan Dede’nin evine gitmiş. Kapıyı çaldıklarında dede gülümseyerek karşılamış:

— Hoş geldiniz çocuklar, ne bu telaş?
— Dede, rüyalarımı çok merak ediyorum, demiş Keloğlan. — Herkes bana rüya anlattı, ben de artık güzel bir rüya görmek istiyorum.

Bilgecan Dede sakalını sıvazlamış:

— Öyleyse bu gece burada kalın. Yastığının altına şu küçük keseyi koy. İçinde bir tutam lavanta var. Kalbin temiz olursa rüyan da güzel olur, demiş.

Uzun ve Huysuz da Keloğlan’la kalmak için izin istemiş. Dede gülmüş:

— Hepiniz kalın bakalım, ev biraz dar ama gönlüm geniş.

Gece olunca herkes yere serilen döşeklerine uzanmış. Uzun horul horul uyumuş, Huysuz bir süre söylenmiş, sonra o da dalmış. Keloğlan ise pencereden yıldızlara bakarak içinden geçirmiş:

“Keşke rüyamda kimse beni unutmasa, herkes beni sevmeye devam etse…”

Göz kapakları ağırlaşmış, başını yastığa iyice gömmüş ve nihayet uykuya dalmış.

Birden kendini köy meydanında bulmuş. Güneş parlıyor, kuşlar ötüyor, her şey çok gerçek gibiymiş. Keloğlan sevinçle bağırmış:

— Ula ne güzel sabah bu!

Önce annesinin evine koşmuş. Kapıyı çalmış, içerden neşeli sesler geliyormuş. Annesi sofrayı kuruyor, bir misafirle konuşuyormuş. Kapıyı açtığında Keloğlan gülerek:

— Anaaa, oğlun geldi! Çorba kaldıysa ben de yerim, demiş.

Annesi şaşkınlıkla bakmış:

— Sen kimsin delikanlı?
— Ana, beni tanımadın mı? Ben Keloğlan!
— Benim Keloğlan diye bir oğlum yok ki, demiş kadın, içeride oturan Sinek adlı zayıf bir delikanlıyı göstererek. — O benim evladım, bana yardım eden de odur.

Sinek dönüp Keloğlan’a bakmış, gülümseyip el sallamış:

— Kolay gelsin yabancı, demiş.

Keloğlan’ın yüzü düşmüş. Kalbi sıkışmış ama belli etmemeye çalışmış. Yavaşça geri çekilmiş:

— Demek öyle… Bari arkadaşlarımı göreyim, demiş.

Bu kez Uzun'un evine gitmiş. Kapıyı çalıp bağırmış:

— Uzun! Aç kapıyı dostum, ben geldim!

Kapıyı açan Uzun şaşkın şaşkın bakmış:

— Buyur abi, kimi aradın?
— Ula ne demek kimi? Benim, Keloğlan. Hani beraber oyun oynar, Bilgecan dedeye giderdik? — Keloğlan mı? Hiç duymadım, demiş Uzun omuz silkip. Benim arkadaşım Sinek’tir. Şimdi onu bekliyorum.

Keloğlan’ın içi burkulmuş. Sessizce dönmüş. İçinden:

“Demek herkes beni unutmuş. Annem bile…”

Son bir umutla Bilgecan Dede’nin evine koşmuş. Kapı aralıktaymış. İçeri baktığında dede sandalyede oturuyor, karşısında da Sinek oturuyormuş. Dede gülerek:

— Akıllı çocuk, iyi ki varsın. Köyün bir derdi olursa sana danışmak isterim, demiş.

Keloğlan dayanamayarak içeri dalmış:

— Dede! Peki ya ben? Bunca yıl senin yanında oturan ben değil miydim?

Bilgecan Dede şaşkınlıkla dönmüş:

— Kusura bakma evlat, seni hatırlamıyorum. Bizim burada hep Sinek olurdu.

Bu sözler Keloğlan’ın yüreğine taş gibi oturmuş. Evin dışına çıkmış, adımlarını zor atıyormuş. Köyün sokaklarında yürürken onu tanıyan kimse yokmuş sanki. Herkes Sinek’le konuşuyor, onunla gülüyormuş.

Derken köyün dışına doğru yürümüş. Orada en yakın dostu Eşeğini görmüş. Eşek çimenlerin üzerinde hoplayarak koşuyormuş. Keloğlan sevinçle bağırmış:

— Hey eşeğim! Bari sen beni unutmamışsındır. Gel bakayım buraya!

Elleriyle sarılmak için kollarını açmış. Ama eşek onu görmezden gelip arkasından gelen Sinek’in yanına koşup başını onun omzuna sürtmüş.

Keloğlan’ın gözlerinden yaşlar süzülmüş. Eşeği bile onu hatırlamıyormuş. Bir ağacın altına oturmuş, başını dizlerine gömmüş:

— Herkes beni unutmuş. Ne anam, ne arkadaşlarım, ne de eşeğim… Demek ben hiç olmamışım, demiş kısık bir sesle.

Bir süre sonra etraf kararmaya başlamış. Gökyüzü gri bulutlarla dolmuş. Köy silikleşmiş, sesler uzaklaşmış. Derin bir sessizlik çökmüş. Keloğlan başını kaldırdığında tam karşısında kocaman, kıpkırmızı gözlü bir gölge görmüş. Gölgenin sesi kalın ve çatallıymış:

— Ben Unutuş Dumanıyım. Hatırlanmak isteyenlerin kalbini denerim. Senin adını herkesten sildim. Bak bakalım, kim gelir yanına?

Keloğlan titremiş ama geri adım atmamış:

— İster inan ister inanma, benim gerçek dostlarım var. Annem, Uzun, Huysuz, Bilgecan Dede… Şimdi beni tanımasalar da kalplerinde bir yerde duruyorum, demiş.

Unutuş Dumanı kahkaha atmış:

— Öyle mi? O zaman kurtar kendini, demiş.

Tam üstüne yürürken, bir ses duymuş:

— Keloğlaaan! Uyan evladım!

Bir anda her şey sallanmaya başlamış. Gökyüzü dönmüş, ağaçlar karışmış, köy uzaklaşmış. Keloğlan gözlerini açtığında Bilgecan Dede onu omzundan sarsıyormuş.

— Hah işte! Rüya görüyordun oğlum, dedi dede. Ter içinde kalmışsın.

Uzun bir köşeden seslenmiş:

— Bütün gece sayıklayıp durdun, “Beni unutmayın!” diye.

Huysuz da battaniyesini düzeltirken:

— Biz seni niye unutalım be kel kafalı? Dün akşam son lokmayı tabağımdan çalan sensin, demiş.

Keloğlan etrafına bakmış; Bilgecan Dede, Uzun, Huysuz ve sobanın yanında uyuklayan Eşeği… Hepsi yerli yerindeymiş. İçini büyük bir rahatlama kaplamış:

— Demek hepsi rüyaydı… Hem iyi ki rüyaydı, demiş gülerek.

Bilgecan Dede yumuşak bir sesle eklemiş:

— İnsan bazen rüyasında en büyük korkularıyla yüzleşir. Senin korkun unutulmakmış. Ama bil ki, iyilik yapan, dostuna sadık olan unutulmaz evlat.

Keloğlan kalkıp annesinin yanına gitmiş. Annesi kapıyı açar açmaz oğluna sarılmış:

— Ooo benim akıllı oğlum! Nerelerdeydin? Sabah sıcak çorban hazır!

Keloğlan, annesinin kokusunu içine çekip gülmüş:

— Ohh… Demek gerçek dünyada hâlâ hatırlanıyorum, demiş.

O günden sonra Keloğlan, ne zaman kendini değersiz hissetse, Bilgecan Dede’nin sözlerini hatırlarmış:

“Gerçek dostluk, unutulmayacak kadar kıymetlidir.”

Ve köyde her akşam çocuklar toplanıp bu Keloğlan Rüyası Masalını dinler, “Biz de birbirimizi hiç unutmayalım,” diye sözleşirlermiş.

Gökten üç elma düşmüş; Biri rüyasında korksa da uyanınca gülümseyenlere, Biri dostlarını kalbinde taşıyanlara, Biri de bu masalı sevgiyle okuyan çocuklara…

Bu masal Atiye tarafında Masalpu Keloğlan Masalları kategorisinde özgün hazırlandı. Dahda fazla masal için masal bölümüne bakabilirsin.