Karga Zıpzıp Masalı

Karga Zıp Zıp Masalı Resmi Oku

Güneşli bir sabah, ormanın kıyısındaki yaşlı ceviz ağacına Zıpzıp adında genç bir karga konmuş. Zıpzıp’ın gagasında, kahvaltıda yemek için sakladığı büyükçe bir peynir parçası varmış.

Ağacın altındaki beyaz papatyalar başlarını güneşe çevirmiş, arılar kanatlarını dinlendiriyormuş. Zıpzıp, peyniri güvenli bir dala bırakmak üzereyken çalıların arasından kızıl kuyruklu bir tilki çıkmış.

Bu, ormanın en kurnaz hayvanı olduğunu söyleyip duran Tilki Fırfır’mış.

Fırfır, peynirin kokusunu alınca durup burnunu havaya kaldırmış.

— Mis gibi kokuyor! Böyle güzel bir peynir, kesinlikle benim kahvaltım olmak istiyordur.

Papatyalar tilkinin sözlerini duymuş. İnce saplarıyla birbirlerine doğru eğilmişler.

— Peynirin ne istediğini nereden biliyor? diye fısıldamış küçük bir papatya.

— Bilmiyor, demiş yanındaki. — Yalnızca kendi istediğini peynirin isteğiymiş gibi anlatıyor.

Zıpzıp ise tilkiye aldırmadan dalın üzerinde durmuş. Fırfır, ağacın çevresinde bir tur attıktan sonra başını kaldırmış.

— Günaydın, sevgili Zıpzıp! Ormanın en parlak tüylü kargası bugün ne kadar da güzel görünüyor!

Zıpzıp’ın gözleri sevinçle açılmış. Tüylerinin güzel olduğunu duymak hoşuna gitmiş ama gagasında peynir bulunduğu için konuşmamış.

Tilki biraz daha yaklaşmış.

— Siyah tüylerin güneşte gece mavisi gibi parlıyor. Kanatlarının böyle güzel olduğunu daha önce nasıl fark edemedim?

Zıpzıp kanatlarını hafifçe açmış. Tam teşekkür edecekken peynirin düşebileceğini hatırlayıp gagasını kapalı tutmuş.

Papatyalar merakla onları izliyormuş.

— Tilki, Zıpzıp’ın tüylerini neden bu kadar çok övüyor? diye sormuş en küçük papatya.

— Gözü kargada değil, peynirde, demiş yaşlı papatya.

Fırfır, ilk planının işe yaramadığını anlayınca başka bir yol denemiş.

— Duyduğuma göre sesin de çok güzelmiş. Bu sabah ormanda bir şarkı yarışması düzenleniyor. Bir kez “gaak” dersen seni hemen birinci seçebilirim.

Zıpzıp bu sözleri duyunca şaşırmış. Ormanda düzenlenen bütün yarışmalardan haberi olurmuş ama böyle bir şarkı yarışmasını hiç duymamış.

Peyniri gagasında tutarak başını iki yana sallamış.

Fırfır’ın gülümsemesi biraz küçülmüş.

— Yarışmaya katılmak istemiyor musun? Ödülü kocaman bir peynir sepeti!

Zıpzıp’ın aklı karışmış. Gagasındaki tek parça peynir yerine dolu bir sepet kazanmak harika olurmuş. Şarkı söylemek için ağzını açmaya hazırlanmış.

O anda hafif bir rüzgâr esmiş. Ağacın altındaki papatyalar hep birlikte sağa sola sallanmış.

Zıpzıp aşağı bakınca papatyaların kendisine doğru eğilip doğrulduğunu görmüş. Sanki onu uyarıyorlarmış.

Genç karga, tilkinin gözlerine dikkatle bakmış. Fırfır, Zıpzıp’ı değil, gagasındaki peyniri izliyormuş.

Zıpzıp hemen peyniri ağacın gövdesindeki küçük bir kovuğa bırakmış. Ardından rahatça konuşmuş:

— Şimdi söyleyebilirim: Günaydın, Fırfır!

Tilki, peynirin güvenli yere bırakıldığını görünce şaşırmış.

— Neden şarkı söylemedin?

— Çünkü ortada bir yarışma olduğuna inanmadım. Üstelik birinin gözleri söylediklerinden farklı bir şey anlatıyorsa önce düşünmek gerekir.

Fırfır kuyruğunu arkasına saklamış.

— Benim gözlerim ne anlatıyormuş?

— Tüylerimi överken bile peynire bakıyordun.

Papatyalar bu cevabı beğenmiş. Beyaz yapraklarını sevinçle titreştirmişler.

Tilki pes etmek istememiş.

— Yanlış anladın. Ben yalnızca peynirin güvenli olup olmadığını kontrol ediyordum. Böyle değerli bir kahvaltıyı korumak kolay değildir. İstersen onu aşağı at, senin için bekçilik yapayım.

Zıpzıp gülmüş.

— Peyniri senden korumak için sana mı vereyim?

Fırfır’ın kulakları geriye doğru yatmış.

— Yani bana güvenmiyor musun?

— Güven, güzel sözlerle istenmez. Doğru davranışlarla kazanılır.

Tilki ilk kez söyleyecek bir şey bulamamış. Başını eğerek papatyaların arasına oturmuş.

Karnından yüksek bir gurultu yükselmiş:

“Gurrr!”

Papatyalar hep birlikte tilkiye dönmüş. Fırfır utançla karnını tutmuş.

Zıpzıp onu dikkatle incelemiş.

— Gerçekten çok mu açsın?

Tilki bir süre sessiz kalmış. Sonunda kuyruğuyla toprağın üzerinde küçük bir daire çizmiş.

— Dün akşam yiyecek bulamadım. Bu sabah da peynirin kokusunu alınca onu istemeye çekindim. Seni kandırmanın daha kolay olacağını düşündüm.

— Neden doğrudan istemedin?

— “Hayır,” demenden korktum.

Zıpzıp kovuktaki peynire baktıktan sonra Fırfır’a dönmüş.

— Beni kandırmaya çalıştığın için peyniri vermek istemiyorum. Ama gerçeği söylediğin için seninle paylaşabilirim. İkisi aynı şey değil.

Fırfır başını kaldırmış.

— Gerçekten paylaşır mısın?

— Bir şartla.

— Nedir?

— Bundan sonra bir şey istediğinde övgülerin arkasına saklanmayacaksın. Açsan, “Açım,” diyeceksin. Yardıma ihtiyacın varsa bunu açıkça söyleyeceksin.

Tilki düşünmüş. Kurnaz görünmek için sürekli oyun kurmanın ne kadar yorucu olduğunu ilk kez fark etmiş.

— Söz veriyorum. Bundan sonra kelimelerimi tuzak gibi kullanmayacağım.

Zıpzıp peyniri kovuktan çıkarmış. Gagasıyla iki parçaya ayırmış. Büyük parçayı kendisine ayırmak yerine ikisini de dikkatle karşılaştırmış ve eşit olanlardan birini Fırfır’ın önüne bırakmış.

— Bu senin.

Tilki peyniri hemen yemek istemiş ama önce başını kaldırmış.

— Teşekkür ederim, Zıpzıp. Tüylerin gerçekten güzel ama bunu peynir için söylemiyorum.

Zıpzıp neşeyle gülmüş.

— İşte şimdi sana inanabilirim.

Papatyalar da bu kez rüzgâr olmadan sallanmışlar. Çünkü o sabah yalnızca bir kargayla tilkinin konuşmasını izlememişler; kurnazlığın dürüstlüğe, açlığın paylaşıma dönüştüğü ana tanık olmuşlar.

Zıpzıp ile Fırfır peynirlerini yerken küçük papatya, yaşlı papatyaya dönmüş.

— Bu hikâyede kim kazandı?

Yaşlı papatya beyaz yapraklarını güneşe doğru açmış.

— İkisi de kazandı. Zıpzıp düşünmeden konuşmamayı, Fırfır ise istediğini dürüstçe söylemeyi öğrendi. Üstelik peynir de yere düşüp kirlenmedi.

O günden sonra Tilki Fırfır bir şey istediğinde süslü oyunlar kurmak yerine açıkça konuşmuş. Karga Zıpzıp da duyduğu her güzel söze hemen kapılmamış; önce söze, sonra söyleyenin davranışına bakmış.

Ağacın altındaki papatyalar ise yeni gelenlere o sabahı anlatırken hep aynı cümleyi söylemişler:

— Güzel söz kulağı sevindirir ama güveni yalnızca dürüst davranış büyütür.

Gökten üç elma düşmüş: biri aklını kullanan Zıpzıp’a, biri dürüstlüğü öğrenen Fırfır’a, biri de bu masalı sevgiyle okuyan çocuklara.