Her Renk Özeldir Masalı

Her Renk Özeldir Masalı Oku

Her Renk Özeldir masalı, çocuklara her rengin ve her kalbin kendine göre özel olduğunu anlatan sıcacık bir hikâyedir. Bir boya kutusunun içindeki kalemler, “En güzel renk kim?” diye tartışırken, sonunda birlikte olmanın gücünü keşfederler.

Bir varmış bir yokmuş… Küçük, sade bir odada, pencerenin önünde duran bir çalışma masası varmış. Masanın üzerinde, kapağı hafifçe yıpranmış, üzerinde yıldız desenleri olan bir boya kalemi kutusu dururmuş.

Bu kutunun içinde; Kırmızı, Mavi, Sarı, Yeşil, Turuncu, Mor, Pembe, Kahverengi, Siyah ve Açık Mavi gibi birçok renkli kalem yaşarmış. Hepsi, çocukların defterlerine en güzel çocuk resimlerini çizmek için sabırsızlanırmış.

Gündüzleri kutunun sahibi olan küçük çocuk, kalemleri tek tek çıkarır; gökyüzü çizer, çimen boyar, kalpli balonlar uçururmuş. Kalemler bu anlara bayılırmış. Ama asıl macera, gece kutunun kapağı kapandığında başlarmış.

Bir gece, çocuk uykuya dalmış, odada yalnızca gece lambasının loş ışığı kalmış. Tam o sırada kutunun içinden hafif bir kıpırtı duyulmuş.

– Uyanın, gece oldu! Konuşma vakti! diye fısıldamış Mavi Kalem.

Kırmızı hemen doğrulmuş:

– Zaten hazırım. En önemli renk benim. Konuşacak çok şeyim var.

Mavi şaşkınlıkla sormuş:

– Nasıl yani, en önemli renk sen misin?

Kırmızı göğsünü kabartmış:

– Kalpler, çilekler, balonlar, itfaiye arabaları… Hepsi kırmızı! Çocuk en çok beni kullanıyor. Demek ki en güzel renk benim!

Sarı araya girmiş:

– O kadar emin olma Kırmızı. Güneş benim, ışık benim, sabahları odayı ben aydınlatıyorum. Işık olmazsa renklerin ne anlamı kalır? En özel renk benim olmalı.

Yeşil de dayanamamış:

– Ağaçlar, çimenler, yapraklar… Ben olmazsam doğa olmaz. Çocuk dışarıdaki parkı çizerken önce beni arıyor. En gerekli renk kesinlikle benim!

Turuncu uzaktan seslenmiş:

– Gün batımı, portakal, balkabağı? Onlar da benden sorulur. Resme sıcaklık katmasam, sayfa buz gibi kalır. Bence de en güzel renk benim.

Mor yavaş ama kendinden emin bir sesle konuşmuş:

– Masallardaki sihirli elbiseler, büyülü ormanlar, akşam gökyüzü… Çocuk ne zaman hayal kursa beni kullanıyor. Özgün olan benim.

Derken kutu bir anda hararetli bir tartışma alanına dönmüş. Sesler yükseldikçe kutu sallanmaya başlamış ve “tak!” diye masadan aşağı düşmüş. Kapak açılmış, kalemler halının üzerine saçılmış.

Kırmızı bir köşeye, Mavi başka bir köşeye, Sarı masanın ayağının yanına, Yeşil yatağın altına yuvarlanmış. Hiçbiri diğerine bakmamış.

– Ben tek başıma da yeterim.

– Bensiz resim olmaz zaten.

Sabah güneş perdeden içeri süzülmüş. Küçük çocuk gözlerini ovuşturarak uyanmış, masasına doğru yürümüş. Boya kutusunu yerde görünce şaşırmış:

– Aaa! Kalemlerim dağılmış… demiş.

Hepsini toplayıp masanın üzerine koymuş. O gün öğretmeni onlara bir ödev vermiş:

“Her renk özeldir. Bunu anlatan bir resim yapın.”

Çocuk defterini açmış:

– En güzel resmi çizeceğim. demiş.

Önce sadece Kırmızı Kalem'i almış. Sayfanın ortasını kocaman kırmızıyla doldurmuş. Kalpler, balonlar çizmiş ama resim sonunda tek renkli bir lekeye benzemiş.

– Güzel ama çok eksik… diye mırıldanmış çocuk.

Sonra yalnızca Mavi’yi denemiş. Gökyüzünü ve denizi boyamış, ama sayfa bu kez de tamamen mavi olmuş.

– Bu da olmadı. Sanki sayfa mavi bir duvar gibi. demiş.

Sadece Sarı’yı denemiş; her yer güneş gibi parlamış ama ağaç, kuş, ev yokmuş. Yeşil’le sayfa çimene dönmüş ama gökyüzü olmayınca her şey tuhaf görünmüş.

Kalemler, çocuğun yüzündeki hayal kırıklığını görünce sarsılmışlar. Kırmızı içinden, “Demek ki tek başıma yetmiyorum…” diye düşünmüş. Mavi, “Tüm sayfayı kaplamak sanırım o kadar da güzel değilmiş…” diye fısıldamış.

O sırada köşede duran, az konuşan Açık Kahverengi söze girmiş:

– Uzun zamandır sizi izliyorum. demiş.

Diğer renkler ona dönmüş.

– Çocuk, en çok hangi resimlerine gülümsüyor biliyor musunuz? diye sormuş.

Kırmızı atılmış:

– Tabii ki benim bolca olduğum resimlere!

Mavi itiraz etmiş:

– Hayır, gökyüzünün ve denizin olduğu resimler onun favorisi!

Açık Kahverengi başını sallamış:

– Yanılıyorsunuz. Çocuk, en çok hepimizin bir arada olduğu resimlere bakarken gülümsüyor. Ağaçların olduğu, güneşin parladığı, gökyüzünde bulutların uçtuğu, çiçeklerin açtığı, yolların, evlerin ve küçük insanların olduğu resimler… Yani birlikte tamamladığımız resimler.

Kalemler susmuş. İlk kez gerçekten düşünmeye başlamışlar.

Sarı yumuşak bir sesle konuşmuş:

– Belki de gerçekten her renk özeldir ama asıl güzellik, yan yana durduğumuzda ortaya çıkıyordur.

Yeşil başını sallamış:

– Ben çimen olurum, sen güneş olursun Sarı. Mavi gökyüzü olur, Kırmızı çiçek ve kalp olur. İşte o zaman resim tamamlanır.

Kırmızı Mavi’ye dönmüş:

– Dün sana çok büyüklendim. Sanki sensiz de mükemmel olurum sandım. Özür dilerim.

Mavi gülümsemiş:

– Ben de seni küçümsedim. Gökyüzü tek başına güzel ama seninle kalpler, çiçekler olunca daha anlamlı. Ben de özür dilerim.

Tam o sırada çocuk yeniden masaya oturmuş:

– Tek tek denedim, olmadı. Bu sefer hepinizle birlikte deneyeyim. demiş.

Önce Mavi ile gökyüzünü çizmiş. Sarı ile ortaya gülen bir güneş kondurmuş. Yeşil ile çimenler ve ağaçlar eklemiş. Açık Kahverengi ile ağaç gövdelerini ve küçük bir bankı boyamış.

Kırmızı ile çiçekler, kalpler ve balonlar çizmiş. Turuncu ile güneşin etrafını ısıtmış, Mor ile ufka küçük bir akşam bulutu eklemiş. Pembe ile el ele tutuşan iki çocuk çizmiş; Siyah ile yolları, pencereleri ve minik detayları tamamlamış.

Sayfa bir anda canlanmış. Gökyüzü ışıldamış, çimenler yumuşacık görünmüş, çiçekler gülümsemiş, çocuklar sanki sayfanın içinden “Merhaba!” diye seslenecek gibiymiş.

Çocuk resmi bitirince uzun uzun bakmış:

– İşte bu! Her renk ayrı güzel ama birlikte olunca resmim harika oldu. demiş.

Akşam olunca kalemler yeniden kutuya yerleştirilmiş. Kutu kapanınca içeride tatlı bir sessizlik olmuş. Sonra Kırmızı fısıldamış:

– Bugün kendimi gerçekten önemli hissettim… Ama tek başıma değil, sizinle beraber.

Mavi gülümsemiş:

– Ben de. Sayfanın küçük bir köşesinde bile olsam, yanınızda olmak daha güzel.

Sarı yumuşak bir kahkaha atmış:

– Güneşin altında hepiniz daha parlak görünüyorsunuz.

Yeşil içten bir sesle eklemiş:

– Artık biliyorum: Her renk özeldir ve hiçbiri diğerinden üstün değil.

Mor düşünceli bir şekilde konuşmuş:

– Bence bizim kuralımız şu olsun: “Renkler yarışmaz, birbirini tamamlar.”

Turuncu da kıkırdamış:

– Tam da bize göre bir söz!

Sonra hepsi birlikte küçük bir şarkı mırıldanmış:

“Her renk ayrı bir masal,
Birlikte olur masal bal.
Her kalem ayrı güzel,
Dost olunca dünya özel.”

O günden sonra kalemler, bir daha “En güzel renk benim.” diye tartışmamışlar. Çocuk her yeni sayfayı açtığında, hepsi yan yana durmak için sessizce sevinmiş.

Ve her yeni resim, sanki aynı mesajı fısıldamış:

“Her renk özeldir. Her çocuk özeldir. Her kalp, kendi rengiyle bu dünyayı tamamlar.”

Gökten üç renkli boya damlası düşmüş: Biri farklılıkları seven çocukların kalbine, biri dostluğu öğrenen boya kalemlerinin kutusuna, biri de bu Her Renk Özeldir masalını okuyan herkesin rengârenk hayallerine…

Masal bitmiş ama renklerin dostluğu, her yeni resimde yaşamaya devam etmiş.