Bir Yağmur Masalı

Bir Yağmur Masalı Oku

Bir varmış bir yokmuş… Büyük binalarla dolu koca bir şehrin arasında, bahçesinde renkli çiçekler açan küçük bir okul varmış. Bu okulda ayrılmaz üç arkadaş okurmuş: hayalci Mira, aceleci Tunç ve meraklı Deniz. Her sabah birlikte okula gider, her teneffüste birlikte oyun oynarlarmış. O gün yaşayacaklarını hiç bilmeden, sıradan sandıkları bir sabaha uyanmışlar.

Sabah gökyüzü masmaviymiş ama evlerde bambaşka konuşmalar dönüyormuş. Mira’nın annesi, Tunç’un babası, Deniz’in dedesi hepsini uyarmış:

- Hava durumunda öğleden sonra yağmur görünüyor, demişler. Montunuzu giyin, şemsiyenizi yanınıza alın.

Üçü de aynı şeyi düşünmüş: “Gökyüzü tertemiz, yağmur yağmaz.” Ne mont giymişler ne şemsiye almışlar.

Gün boyunca dersler güzel geçmiş. Okul çıkışı bahçede buluştuklarında gökyüzü bir anda kararınca Mira kaşlarını çatmış:

- Hava bir tuhaf oldu, demiş.
Tunç omuz silkmiş:
- Hemen top oynayıp gideriz, bir şey olmaz.
Deniz ise derin bir nefes almış:
- Dedem “Yağmurun kokusu ayrı olur” demişti. Bence o koku şimdi burda.

O anda ilk damla “şıp!” diye düşmüş. Sonra ikinci, üçüncü derken gökyüzü açılmış gibi bardaktan boşanırcasına yağmur başlamış.

- Eyvah! diye bağırmış Tunç. Ne mont var ne şemsiye!
- Annem haklıymış, diye fısıldamış Mira. Böyle eve gidemeyiz.
Deniz, okulun çaprazındaki taş binayı göstermiş:
- Bakın, Mahalle Kütüphanesi! Öğretmenimiz “Sessiz hazinelerin evi” demişti. Koşalım oraya!

Üç arkadaş çantalarını başlarına tutarak koşmuşlar. Yağmur ayakkabılarına “şap şup” vururken yollar ayna gibi parlamış. Mahalle Kütüphanesi’nin ağır kapısını açıp içeri girdiklerinde, mis gibi kitap kokusuyla karşılanmışlar.

Onları saçları topuzlu, gözlerinde yuvarlak gözlükleriyle Neval Teyze karşılamış.

- Hoş geldiniz küçük misafirlerim, demiş gülümseyerek. Dışarısı gökyüzünün gözyaşlarıyla dolu, ama burası hep sıcak bir masal gibi.
Mira mahcup bir sesle:
- Yağmura yakalandık… Biraz burada kalabilir miyiz? diye sormuş.
Neval Teyze başını sallamış:
- Kalabilirsiniz, ama buraya sığınan herkes en az bir masalın kapısını açmak zorunda. Raflardaki her kitap bir kapıdır.

Üç arkadaş penceredeki yumuşak koltuklara geçmiş. Dışarıda yağmur camlara vururken, içeride sayfaların “hışır hışır” sesi duyuluyormuş. Raflarda dolaşırken Mira, kapağında bulutlar ve damlalar olan bir kitabı fark etmiş: “Bir Yağmur Masalı”.

- Bakın, demiş. Bugünkü günümüz gibi.
Tunç futbol toplu bir hikaye, Deniz ise “Kütüphanede Bir Gece” adlı meraklı bir kitap almış. Koltuklarına yerleşip okumaya başlamışlar.

Bir süre sonra Tunç kitabını kapatmış:

- Buradaki çocuk yağmur yüzünden maça gidemiyor ama yeni bir yeteneğini keşfediyor, demiş.
Deniz de:
- Benim kitabımda çocuklar kütüphanede kaybolduklarını sanıyor ama aslında hayallerinde geziyorlar, diye eklemiş.
Mira fısıldamış:
- Benim okuduğum Bir Yağmur Masalı'nda yağmur çocuklara “Dur, nefes al, düşün” diyor. Sanki bugün bize de öyle diyor.

Neval Teyze pencereden dışarı bakmış:

- Yağmur sadece ıslatmaz, bazen de “Hazırlıklı ol, sevdiklerini dinle” diye fısıldar, demiş.

Camdaki damlaların sesi hafifleyince üçü pencereden bakmış. Bulutlar yavaş yavaş dağılmış, güneş kendini göstermeye başlamış.

- Galiba yağmur masalını bitirdi, demiş Deniz.
- Hadi, kalanını yolda birbirimize anlatalım, diye gülmüş Tunç.

Kapıya geldiklerinde Neval Teyze askılıktan üç küçük, renkli şemsiye alıp onlara uzatmış.

- Bunlar kütüphanenin emanet şemsiyeleri, demiş. Bugünlük sizde kalsın. Bir Yağmur Masalı’nı unutmazsanız, bir dahaki yağmurda hem hazırlıklı hem de daha akıllı olursunuz.
Mira başını eğmiş:
- Annemi dinlemediğim için pişman oldum. Artık önce hava durumuna bakacağım, sonra gökyüzüne, demiş.

Üç arkadaş şemsiyelerini açıp dışarı çıkmış. Islak kaldırımlardan mis gibi toprak kokusu yükseliyormuş.

- İşte bu koku! demiş Deniz derin bir nefes alarak.
Tunç gülmüş:
- Yağmur yüzünden maçı kaçırdım ama bence daha güzel bir şey bulduk: Kütüphane maçı.
Mira eklemiş:
- Bugün hem büyükleri dinlemeyi, hem de yağmurlu bir günün masal gibi olabileceğini öğrendik.

O günden sonra gökyüzü bulutlandığında üç arkadaş birbirine şöyle dermiş:

- Hadi, Bir Yağmur Masalı’nı hatırla. Şemsiyeni al, kütüphanenin yolunu unutma.

Gökten üç damla daha düşmüş;
Biri anne ve babasının sözünü dinleyen tüm çocukların başına,
Biri yağmurlu günleri kitap kokusuyla birleştirenlerin kalbine,
Biri de her yağmurda kendi Bir Yağmur Masalı'nı hayal edenlere…