Ayın Ninnisiyle Sallanan Salıncak

Ayın Ninnisiyle Sallanan Salıncak Masalı

Uzak tepelerin ardında, gündüzleri kuş sesleriyle uyanan, geceleri ise yıldızların pırıltısıyla parlayan küçük bir kasaba varmış. Bu kasabada, meraklı gözleriyle dünyayı izleyen, saçları rüzgârın dokunuşuna benzeyen Duru adında bir kız çocuğu yaşarmış.

Duru’nun gündüzleri enerji doluymuş; çiçekleri okşar, kedilerle konuşur, annesinin kumaşlarını rengârenk boncuklarla süslermiş. Ama gece olunca… işte o zaman içini gizli bir ürperti kaplarmış.

Karanlık, onun için görünmeyen bir ormanmış sanki.

Işıksızlıkla Gelen Fısıltı

Bir akşam annesi kapıyı aralayıp:

— “Küçük yıldızım, uyku seni korkutmasın. Gece, kalbine konuşan sessiz bir dosttur,” demiş.

Duru başını yastığına gömüp gözlerini kapatmış ama kalbi hiç rahatlamamış. Oda çok sessiz, gölgeler çok büyük görünüyormuş.

Tam o sırada pencereden içeri ince bir ay ışığı sızmış. Odasının zeminine gümüşten bir çizgi düşmüş sanki.
Merakla doğrulup ışığın düştüğü yere bakmış.

Dışarıdaki ahşap salıncak…
Hiç rüzgâr olmadığı halde hafif hafif sallanıyormuş.

Sanki onu çağırır gibi…

Duru, yorganını kenara itmiş. İncecik ayaklarını yere basmış ve büyük bir sessizlikle bahçeye inmiş. Çimler, ay ışığında sanki daha yumuşakmış.

Ayın Ninnisi

Salıncağa oturduğunda, gece ansızın bambaşka bir hâl almış.
Hava serin değilmiş; aksine, sanki gökyüzü onu içine almak ister gibi sıcacıkmış.

Salıncak ağır ağır hareket ederken yukarıdan yumuşak bir fısıltı duyulmuş:

— “Geceyi dinle, küçük yürek. Sessizlik korku değil, kalbinin nefesidir.”

Duru etrafına bakmış ama kimse yokmuş.
Ses, ayın kendisinden geliyor gibiydi.

Gözlerini kapadığında salıncağın hafif ritmiyle kalbi de sakinleşmeye başlamış.

Geceyle Dostluk

O geceden sonra Duru her akşam yatmadan önce bahçeye inmeyi alışkanlık edinmiş.
Ay bazen ona masallar anlatır, bazen gökyüzü rüzgârsız gecede bile saçlarının arasında usulca dolaşırmış.

Duru, gecenin aslında karanlık değil; dilsiz bir masal olduğunu fark etmiş.

Bir gece göğü yarıp kayan bir yıldız geçmiş.
Duru içinden kısacık bir dilek dilemiş:

— “Karanlığı sevmeyi öğrenmek istiyorum.”

Dileği göğe değdiği anda içini ince bir sıcaklık kaplamış.
Salıncak ağırdan hafife, hafiften daha yumuşağa karışan bir melodide onu sallıyormuş.
Artık gecenin korkutucu değil; koruyucu olduğunu hissetmiş.

Uykuya Açılan Kapı

Bir sabah annesi odanın kapısını usulca açmış.
Duru, ışıkları kapalı odasında derin ve tatlı bir uykuyla uyuyormuş.
Yüzünde hafif bir tebessüm, elinde ise uyurken sıkıca tuttuğu küçük bir çiçek.

Annesi fısıltıyla:

— “Gece senin dostun olmuş galiba, güzel kızım…” demiş.

Ve o günden sonra Duru bir daha karanlıktan korkmamış.
Çünkü anlamış ki gece, görünmeyen tehlikeler değil; kalbi dinlendiren sessiz bir melodi taşırmış.

Masalın Anlatımı

Karanlık, korkutmak için değil; hayal gücünü büyütmek için vardır. Gece sessizliği, yüreğe hafif bir ninni gibi huzur verir. Uyku, çocukların dünyayı anlayabilmesi için açılan güvenli bir kapıdır.