Anne Tavşanın Sihirli Sözleri

Bir sabah, küçük tavşan yuvasının penceresine üç yağmur damlası konmuş.
Tik...
Tik...
Tik...
Pofuduk, yumuşacık yatağında gözlerini açmış. Önce bir kulağını kaldırmış, sonra ötekini.
Pencereden gelen sesi biraz dinlemiş.
Tik...
Tik...
Tik...
Tam o sırada kapı aralanmış.
Anne Tavşan içeri girmiş.
— Günaydın, küçük kulak.
Pofuduk annesini görünce gülümsemiş.
— Anne!
Anne Tavşan yatağın kenarına oturmuş. Pofuduk hemen ona sokulmuş.
Dışarıda yağmur ince ince yağıyormuş. İçerisi ise sıcacıkmış.
Pofuduk yataktan inmek istemiş. Bir patisini aşağı uzatmış.
Sonra durmuş.
Yatak biraz yüksek görünmüş.
Anne Tavşan onu hemen kaldırmamış. Yanında beklemiş.
— Yavaş yavaş da olur.
Pofuduk annesine bakmış.
Bir patisini aşağı indirmiş.
Sonra ötekini...
Hop!
Yere basmış.
Pofuduk gözlerini kocaman açmış.
— Oldu!
Anne Tavşan gülmüş.
— Oldu.
Pofuduk o sabah Anne Tavşanın ilk sihirli sözünü öğrenmiş:
— Yavaş yavaş da olur.
Bu söz Pofuduk'un hoşuna gitmiş.
Çünkü bazen minik patilerin acele etmesine hiç gerek yokmuş.
Kahvaltı zamanı gelmiş.
Masada küçük bir kase, tahta bir kaşık ve yumuşacık armut parçaları varmış.
Pofuduk kaşığı eline almış.
Kaşık biraz sağa gitmiş.
Biraz sola gitmiş.
Sonra...
Tak!
Masanın üzerine düşmüş.
Pofuduk durmuş.
Kaşığa bakmış.
Burnunu biraz buruşturmuş.
Anne Tavşan kaşığı Pofuduk'un önüne doğru itmiş.
— Bir daha deneyebiliriz.
Pofuduk kaşığı yeniden tutmuş.
Bu kez iki patisini birden kullanmış.
Kaşık yavaşça yükselmiş.
Bir lokma Pofuduk'un ağzına ulaşmış.
Pofuduk sevinçle ayaklarını sallamış.
— Ben yaptım!
— Evet, sen yaptın.
Anne Tavşan gülümseyip ikinci sihirli sözünü söylemiş:
— Küçük denemeler büyür.
Pofuduk kaşığa bakmış.
Bir lokma daha almış.
Sonra bir tane daha...
Kahvaltı bittiğinde yağmur da durmuş.
Anne Tavşan kapıyı açmış.
Toprak mis gibi kokuyormuş.
Yaprakların ucunda minicik damlalar parlıyormuş.
Pofuduk dışarı çıkmış.
Kapının önünde küçük bir su birikintisi varmış.
Pofuduk yaklaşmış.
Bir patisini içine basmış.
Şap!
Hemen geri çekmiş.
Sonra yeniden yaklaşmış.
Şap!
Bu kez gülmüş.
— Islak!
Anne Tavşan da gülmüş.
— Hem de çok ıslak.
Pofuduk bir daha basmış.
Şap şap!
Tam o sırada uzaktan hafif bir gök gürültüsü duyulmuş.
Gurr...
Pofuduk birden durmuş.
Kulaklarını geriye yatırmış.
Anne Tavşan yanına çömelmiş.
Pofuduk hemen annesine sokulmuş.
Anne Tavşan küçük sırtını usulca okşamış.
— Korkunca yanıma gelebilirsin.
Pofuduk başını kaldırmış.
Anne Tavşan hâlâ oradaymış.
Pofuduk patisini onun patisinin üzerine koymuş.
Bir süre birlikte sessizce beklemişler.
Sonra gökyüzü yeniden sakinleşmiş.
Pofuduk su birikintisine bakmış.
Bir adım atmış.
Şap!
Sonra gülmüş.
Anne Tavşanın üçüncü sihirli sözü artık Pofuduk'un kalbindeymiş:
— Korkunca yanıma gelebilirsin.
Biraz sonra eve dönmüşler.
Pofuduk oyuncak sepetini açmış.
Kırmızı top...
Mavi küp...
Sarı halka...
Bir de çok sevdiği küçük tahta ördek.
Pofuduk küpleri üst üste koymuş.
Bir küp...
İki küp...
Üçüncüyü koyarken...
Pof!
Kule devrilmiş.
Pofuduk yeniden yapmış.
Bir...
İki...
Pof!
Yine devrilmiş.
Pofuduk'un kaşları çatılmış.
Anne Tavşan yanına oturmuş.
— İstersen biraz durabiliriz.
Pofuduk şaşırmış.
— Dur?
— Evet. Biraz dinlenir, sonra yine bakarız.
Pofuduk küpleri bırakmış.
Kırmızı topu almış.
Anne Tavşana doğru yuvarlamış.
Top gitmiş.
Anne Tavşan yakalamış.
Anne Tavşan yuvarlamış.
Pofuduk yakalamış.
Bir süre sonra Pofuduk yeniden küplere dönmüş.
Bu kez yalnızca iki küpü üst üste koymuş.
Kule ayakta kalmış.
Pofuduk ellerini çırpmış.
— Bak!
Anne Tavşan da ellerini çırpmış.
— Gördüm!
Sonra dördüncü sihirli sözünü söylemiş:
— Biraz durmak da güzeldir.
Pofuduk bu sözün bütün anlamını bilmiyormuş.
Ama annesinin sakin sesini seviyormuş.
Zaten küçük tavşanların her sözü hemen anlaması gerekmiyormuş.
Bazı sözler önce kulağa gelir, sonra yavaş yavaş kalbe yerleşirmiş.
Akşam yaklaşınca Pofuduk'un gözleri biraz ağırlaşmış.
Ama önce banyo zamanıymış.
Anne Tavşan küçük küveti hazırlamış.
Pofuduk suya oturmuş.
Şap!
Şup!
Şıp!
Tahta ördeğini suyun üzerinde yüzdürmüş.
— Vak vak!
Anne Tavşan ördeği konuşturmuş:
— Pofuduk, kulağında köpük var!
Pofuduk hemen kulağına dokunmuş.
Gerçekten de minicik bir köpük parçası varmış.
Pofuduk kahkahalarla gülmüş.
Banyo bitince yumuşak pijamalar giyilmiş.
Anne Tavşan yatağın üzerine Pofuduk'un sevdiği battaniyeyi sermiş.
Pofuduk yatağına çıkmış.
Sonra birden durmuş.
Sağına bakmış.
Soluna bakmış.
— Ördek?
Tahta ördek ortada yokmuş.
Pofuduk battaniyenin altına bakmış.
Yok.
Yastığın arkasına bakmış.
Yok.
Anne Tavşan da yanına gelmiş.
— Birlikte arayalım.
Sepete bakmışlar.
Sandalyenin altına bakmışlar.
Kapının yanına bakmışlar.
Sonunda küçük tahta ördek perdenin arkasından görünmüş.
Pofuduk sevinmiş.
— Burada!
Ördeğini alıp yanağına yaslamış.
Anne Tavşan gülümsemiş.
— Kaybolan şeyleri birlikte arayabiliriz.
Bu da Anne Tavşanın beşinci sihirli sözüymüş.
Pofuduk ördeğini yastığının yanına koymuş.
Oda artık sessizmiş.
Yağmur tamamen durmuş.
Penceredeki son damla usulca aşağı kaymış.
Tıp...
Pofuduk battaniyesini yanağına çekmiş.
Anne Tavşan eğilip onun minik burnuna bir öpücük kondurmuş.
— İyi geceler, küçük tavşanım.
Pofuduk gözlerini yavaşça kapatmış.
Sonra yeniden açmış.
— Anne?
— Buradayım.
Pofuduk biraz düşünmüş.
— Sihir?
Anne Tavşan gülümsemiş.
Pofuduk gün boyunca duyduğu sözleri hatırlıyormuş.
Yavaş yavaş da olur.
Küçük denemeler büyür.
Korkunca yanıma gelebilirsin.
Biraz durmak da güzeldir.
Kaybolan şeyleri birlikte arayabiliriz.
Anne Tavşan Pofuduk'un ne düşündüğünü anlamış gibi saçlarını okşamış.
— Sihir bazen güzel bir sözün tam ihtiyacın olduğunda gelmesidir.
Pofuduk annesinin patisini tutmuş.
Anne Tavşan o gece son bir cümle daha söylemiş:
— Bugün bitti. Şimdi dinlenebilirsin.
Pofuduk'un kulakları gevşemiş.
Minik patileri battaniyenin üzerinde sessizce durmuş.
Gözleri ağırlaşmış.
Dışarıda bulutların arasından yuvarlak ay görünmüş.
Ayın yumuşak ışığı pencereye, oradan da Pofuduk'un yastığına düşmüş.
Küçük tahta ördek de sanki Pofuduk'la birlikte uykuya hazırlanmış.
Ev sessizmiş.
Bahçe sessizmiş.
Minik patiler dinleniyormuş.
Bir süre sonra Pofuduk, rüyasında yağmur damlalarının küçük çanlar gibi ses çıkardığı renkli bir bahçeye gitmiş.
Ting...
Ting...
Ting...
Orada acele eden hiç kimse yokmuş.
Minik tavşanlar küçük küçük adımlar atıyor, yumuşacık bulutlar gökyüzünde ağır ağır ilerliyormuş.
Pofuduk bir buluta el sallamış.
Bulut da gökyüzünde minicik bir ay şekli çizmiş.
Pofuduk gülümsemiş.
Anne Tavşanın gün boyunca söylediği güzel sözler, sıcak battaniyesi gibi onunla birlikteymiş.
Bir süre sonra küçük yuvada yalnızca Pofuduk'un huzurlu nefesi duyulmuş.
Huuu...
Huuu...
Huuu...
Pofuduk uyumuş.
Ay biraz daha yükselmiş.
Anne Tavşan battaniyesini son kez düzeltmiş ve usulca fısıldamış:
— Tatlı rüyalar, küçük kulak.
O gece küçük tavşan yuvasının penceresinde ay ışığı sabaha kadar sessizce beklemiş.
Anne Tavşanın Sihirli Sözleri Masalı da Pofuduk'un sıcacık uykusuyla sona ermiş.
